EKONOMİDE SON DURUM

EKONOMİDE SON DURUM
Dün gazetelerde ki ana başlıklardan biri, özellikle yandaş basında “Cumhuriyet tarihinde ihracat rekoru” idi ekonomide ki olumlu havayı övüyorlardı. Bu gün okuduğum bazı yazılar ise bu konuya açıklık getiriyor. İlgilenenler için özet olarak bilgilerinize sunuyorum
FAİK ÖZTRAK
AKP kendi döneminin rekorunu kırmış olduCHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, iktidarın geçen yıl kendi döneminin enflasyon rekorunu kırdığını açıkladı. Öztrak, geçen ekim ortasında açıklanan hükümet programında 2011’de enflasyonun yüzde 7.8 olacağının söylendiğini ancak 2011 enflasyonunun yüzde 10.5 olduğunu belirtti.Enflasyon oranındaki sapma oranının yüzde 35 olduğunu savunan Öztrak, şöyle devam etti: “2011 enflasyonu, mevcut enflasyon serisi içinde 2003’den bu yana yaşanan, en yüksek yıllık enflasyondur. Hükümet mevcut seride enflasyon rekorunu kırmıştır. Ama bu rekoruna sahip çıkmamaktadır.”‘Başka rekorlar da var’
Hükümetin başka bir rekoru daha kırdığını hatırlatan Öztrak, “Türkiye 2011’de, 80 milyar dolara yaklaşan cari açığı (döviz açığı) ile ABD’nin ardından dünyada en fazla cari açık veren 2. ülke olmuştur. Hükümet bu rekoruna da sahip çıkmamaktadır. Dolar matbaasının başındaki Amerika’nın cari açığı Türkiye’nin sadece 5 katı iken, geliri Türkiye’nin 19 katıdır. Daha Aralık ayı ithalatı açıklanmamıştır. Ama daha 2011 bitmeden, kasım ayında 12 aylık ithalat 241 milyar dolar olmuştur.
Bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ithalat rekorudur. Buna da sahip çıkan yoktur. Kasımda verilen 12 aylık dış ticaret açığı ise 106.5 milyar dolardır. Bu da bir Cumhuriyet rekorudur. Bunun da sahibi AKP’dir ama buna sahip çıkmamaktadır” diye konuştu.
PROF DR. AYDIN AYAYDIN
Hükümet yeterli adımları atmadı
CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın makroekonomik göstergelerin ciddi sinyaller vermesine rağmen hükümetin yeterli adımları atmadığını dile getirdi.
Ayaydın, yaptığı yazılı açıklamada, hükümetin 2011 yılı için TÜFE’yi yüzde 5.3 olarak öngördüğünü, eylül ayında ise hedefini yüzde 7.8 olarak revize ettiğini belirterek, “Ne yazık ki dün açıklanan enflasyon rakamlarının ekonomi yönetiminin öngörüleri ile ilgisi bulunmamaktadır. TÜİK verilerine göre 2011 yılında TÜFE yüzde 10.45 olmuştur. Tüketici fiyatları bile çift haneyi aşarken, üretici fiyatlarında durum daha da vahim” dedi.
Çekirdek enflasyonun, önümüzdeki dönemde de enflasyonun artacağına işaret etttiğini savunan Ayaydın, bir diğer önemli sapmanın da cari açıkta yaşandığını, 2011 yılı orta vadeli programda cari işlemler açığının yıllık 42.2 milyar dolar olarak gerçekleşeceği belirtilirken 12 aylık dönemde 75 milyar doları aşmasının beklendiğini belirtti.
MERAL TAMER
MÜSİAD’ın ve Çağlayan’ın es geçtikleri…
İhracat rekoru 2008’de
Türkiye’nin geçen yılki ekonomik performansında madalyonun görünen yüzü, gerçekten de MÜSİAD Başkanı’nın dediği gibi pek çok ülkeyi kıskandıracak düzeyde. Ama madalyonun diğer yüzünde, endişe ve paniğin de besleyip büyüttüğü sorunlarımız var. Ve MÜSİAD Başkanı gibi Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da madalyonun diğer yüzüne bakmamakta ısrar ediyor.
Yeni yılın ilk günü Vardan’la aynı saatlerde basın toplantısı düzenleyen Çağlayan, ihracatımızın 2011’de 134.5 milyar dolarla “tarihi rekor” kırdığını açıklıyordu. Ancak bu “tarihi rekor”un ne pahasına kırıldığından söz etmiyordu. Oysa 4 yıl önce 2008’de de ihracatımız bu “tarihi rekor”un sadece 2 milyar gerisindeydi (132.5 milyar dolar); üstelik 200 milyar dolarlık ithalata karşılık bu ihracatı gerçekleştirebilmiştik. Dış ticaret açığımız 70 milyar dolardı.
3 rekor bir arada
Sayın Çağlayan’ın pek böbürlendiği bu yılki ihracat rekorunda, 241 milyar dolarla rekor kıran ithalatımızın da katkısı var. Ayrıca dış ticaret açığımız da 106.5 milyar dolarla yeni bir rekora imza attı. Detaylı analizini yapmadım, ama bu yıl “tarihi rekor”daki ara malı ithalat oranının, 2008 yılının çok üzerinde olduğuna da kuşku yok.
Anlayacağınız 3 tarihi rekoru birarada kırdık. Biri iyi tarafından, diğer ikisi kötü tarafından… Üstelik kötü taraftaki 2 rekorda 2008’e göre artış 35-40 milyar dolarken, ihracattaki artış sadece 2 milyar dolar.Bizden hatırlatması…
GÜNGÖR URAS
Ne oldu da böyle oldu?
Biz iyilikleri kendimizden, kötülükleri başkalarından bilmeyi pek severiz. Kriz içindeki ülkelerde bile yıllık enflasyon yüzde 2-3’lerde dolanırken, “Krizin teğet geçtiği” Türkiye’de acaba enflasyon neden yüzde 10.45 olarak gerçekleşti? Suç kimde? Enerji fiyatları ise, başkaları da enerjiyi pahalıya satın alıyor. Dolar-euro kurundaki oynama ise, başkalarının paraları da bu oynamadan etkileniyor. Dünya gıda ve emtia fiyatları arttı diyemeyiz, tersine aşağılarda dolanıyor. Demek ki enflasyonu tırmandıran biziz. Biz ekonomi yönetiminde bazı hatalar yapıyoruz ki, uzun çabalarla aşağıya çektiğimiz enflasyon birden kontrolden çıktı.
- Cari açığı küçümsedik. Uyarılara (bu sütunda 2005 yılından bu yana yazılanlara) aldıran olmadı. Döviz açığı taşınamaz boyuta gelince de Ankara’nın eli ayağına dolandı.
- Milli gelirin yüzde 10’u boyutunda dış kaynak gelince insanlarımız 100 üretip 110 harcar oldu. Talep artışı enflasyonu körükledi.
- Yetmedi. Merkez Bankası zik-zak politikalarla tüketimi kırmak için finansal daraltmaya giderken birden ters dönüş yaparak finansal genişlemeyi gerçekleştirdi.Banka kredileri patladı. Halk tüketmekten çatladı.
- Merkez Bankası uzun yıllar doları düşük tutmak için güdümlü politikalar uygularken, doların ipini koyuverdi. 1.65-1.75 bandında tutunacak derken, dizginlenemez hale geldi.
Ankara ne yapacak?
Merkez Bankası stoktan dolar satarak fiyatı 2.0 TL’nin altında tutup enflasyonu kontrol altına alamayacak.
- Bir yanda dolar fiyatındaki artışı,
- Öte yanda enflasyondaki tırmanışı dizginlemeli. Bugüne kadar tüm silahları kullandı. Kullanmadığı tek silah “faiz” silahı.
- Sayın Erdoğan sıfır faizden yana. Merkez Bankası Erdoğan’ı üzmeye cesaret edemiyor.
- Arkada koskoca bir “Faiz Lobisi” var. Özellikle kökü dışarıda olan bu lobi uzun süredir Merkez Bankası’nın faizi artırmasını bekliyor. Bu iki baskı altında Merkez Bankası daha önceleri 2 veya 3 puanlık bir faiz artışı ile piyasayı etkileyebilecek iken bunu yapamadı. Şimdi ciddi bir durum ortaya çıktı. Yüzde 2 veya 3 puan faiz artışı işe yaramayacak.Piyasayı sarsabilecek yüksek faiz artışı gerekecek. Bu iyi değil. Ama bugüne kadarki hatalı politikaların faturası bu.
Eğer Merkez Bankası hatasını açık açık değerlendirmez, enflasyon ve kurdaki artışı başka nedenlerle açıklamakta ısrar eder ise hiçbir şey değişmez. İşler kötü olur. Uygulanan politikalarda bir hata var ki, döviz fiyatındaki ve enflasyondaki artış dizginlenemiyor.

İhracat değil ithalat rekor kırıyor
Kasım ayı dış ticaret rakamlarına göre, 11 aylık ithalatımız 220 milyar dolar. İhracatımız 122 milyar dolar… Dış ticaret açığımız (ithalat ile ihracat arasındaki fark) 98 milyar dolar. İhracatımız ithalat harcamasının sadece yüzde 55’ini karşılayabiliyor.
2011 yılının ekim ayından geriye 12 aylık Cari Açığımız (döviz açığımız) 78 milyar dolar.
İthalatta, dış ticaret açığında, cari açıkta rekor kırdık. Türkiye rekoru ve dünya rekoru kırdık.
Her 100 dolarlık ihracatta 82 dolarlık ithal malı girdi kullanıldığını hükümet üyeleri açıkladı.
Bugün tek derdimiz ithalatı frenlemek, cari açığı küçültmek…
İşte ülkenin en önemli sorunu bu iken, birileri bizimle alay edercesine, dalga geçercesine “Bir yıllık ihracatı, 1 saatte yaptık… Cumhuriyet rekoru kırdık!” diyerek davul zurna çalmıyor mu… Başkalarını bilemem ama ben çok bozuluyorum…
Her ay başı aynı filmi seyretmekten bıkkınlık geldi. Sayın Bakanı ortaya alan saygın işadamlarının fotoğraflarını her ay seyretmek beni üzüyor.
Şampiyona söylemcileri devletin TÜİK’in rakamlarına acaba bakmıyorlar mı? İhracat şampiyonu 4 sektörde ocak-kasım rakamları şöyledir: Motorlu taşıt araçları ihracat 14.3 milyar dolar, ithalat 15.5 milyar dolar. Kazanlar ve makinelerde ihracat 10.4 milyar dolar, ithalat 24.7 milyar dolar. Demir çelik ürünlerinde ihracat 10.1 milyar dolar, ithalat 18.6 milyar dolar.
Beyler… Ayıp oluyor… Lütfen, saf ve bakir Türk halkını uyutmaya çalışmayınız. Dış ticaret denilen şey iki yönlü bir trafiktir. Sadece döviz gelirine bakılmaz. Döviz geliri ile döviz giderinin birbirine eşit olması gerekir. Döviz gelirini elde etmek için ne kadar döviz kullanıldığı önemlidir. Ekonomimizin bugün karşılaştığı temel sorun, ihracatın dövize bağımlı olması nedeniyle ihracat arttıkça ithalatın daha fazla artmasıdır.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.