ESTİKÇE – 1
Aşağıdaki satırları 2011 Aralık sonunda Kıssadan Hisseler-52 de yazmışım.
“Demek ki yeni demokrasi paketinde resim, şiir, fıkra, makale yazmak derneklere üye olmakta terör suçu olacak hem de bilimsel terör suçu. Yukarıda yazmıştım foyası erken çıktı bu paketin. Beşir Atalay’la İçişleri Bakanının hazırlayacakları demokrasi paketi bize bu günleri aratacak. Hele bir de oralarda bir şeyler yazıp çiziyor lafı var ya, benim yazılara cuk oturuyor. En iyisi pılı pırtıyı toplayıp bu işe son vermek. Meyhane, lokanta, yemek yazmak daha garanti, oradan da suç bulurlarsa ne diyeyim. Evet, en iyisi bu 2012 de yazılar “Estikçe” yazılacak. Allah sonumuzu hayırlı eylesin”
“2011 de Son Söz” de ise Estikçe yazacağım yazılarda görüşmek üzere demişim. 20 gün geçmiş yazmayalı ki her gün çiziktiren benim için uzun bir süre. Ne oldu diyor arkadaşlar sen de tırstın mı? Yukarıda açık ve seçik beyan etmişim bu sene yokum durduk yerde “Bilimsel Terör” suçlusu olmanın âlemi yok.
Ne mi yapıyorum? ‘Bidon kafalı, göbeğini kaşıyan’ adam oldum gazetelerin 2 ve 3üncü sahifelerine bakıyorum, spora göz atıyor, magazini okuyorum. Televizyonlarda evlilik, magazin, katil kim, kayıplar ve bol vur patlasın çal oynasın programlarını seyrediyorum. Sırada ayakkabılarımı kapının önünde çıkarmak, gül yağı sürmek, sabahtan akşama kahvede pinekleyip bir çaya pişpirik oynamak var Kısacası ‘ne olacak bu memleketin hali’ muhabbeti bitti!
Size de tavsiye ederim hani detoks yapıp arınıyorlar ya onun gibi bir şey! Beyniniz rahatlıyor, umursamaz oluyor ve keyfinize bakıyorsunuz. Arada duyduklarınızla da vah vah öyle mi olmuş Allah hayırlısını versin deyip geçiştiriyorsunuz.
Yoksa Genelkurmay Başkanlığı Karargâhının amiri 2nci Başkanken ne idüğü belirsiz bir ‘İnternet Andıçı’ yüzünden TSK nın Komutanı olan eski Genkur. Bşk nın değil tutuklanması yargılanması bile gereksiz olduğu üzerine neler yazardım.
Hele KKTC eski CB nı Rauf Denktaş’ın vefatı nedeniyle ilan edilen ulusal yası sınırda kaçakçılık yaparlarken öldürülen 34 kişi için neden ilan edilmedi diye sorgulayan gazeteci Mehveş Evin’e meydanı dar etmez miydim?
Eğer yazsaydım M. Ali Birand’ da nasibini alırdı. Önce, Trakya ve İstanbul’un bir bölümünde meydana gelen elektrik kesintilerinden sonra büyük bir pişkinlikle ‘yine olabilir’ diyen Enerji Bakanına doğruyu söyledi bravo diyerek methiyeler düzdüğü yağcılığın, yalakalığın bu kadarına pes derdim. Sonra da RT nin kemoterapi almadığını gözünden anladığı için Hacettepe’den fahri doktora unvanı verilmesini tavsiye ederdim.
2006 Atatürk için “…ileride bize, neden her yer de bu adamın heykelleri var diye soracaklar” diyen Gazi Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Atilla Yayla’nın bu sözlerinde hakaret unsuru bulmayan sadece nezaketsiz söz nitelemesi yaparak beraat kararı hükmeden Yargıtay’a benimde nezaketsiz bir sözüm olur ve ‘bu adam’ lafını o prof’a yedirmek benim için bir keyif olurdu.
Alanlarda kutlanması iptal edilen 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını sadece bir sportif etkinlik olarak gören ve bunu faşist bir uygulama olarak değerlendirenlere koca bir ‘yuh’ derdim “Atatürk’ü Anma” etkinliğini atladıkları için.
Hrant Dink için verilen kararı beğenmeyenlere “sizin ileri demokrasinizin, sizin mahkemelerinizin kararı” der ve ilave ederdim “yetmez ama evet.”
Başka neler var gündemde bilmiyorum 20 günden aklımda kalanlar bunlar. Şimdi asıl konuya gelelim ben niye bu yazıyı yazdım neden ne nereden esti. Esinti Urla’dan güney batıdan yani lodos.
Dün Urla’ya gittim İskelede ne gördüm dersiniz. Piri Reis gemisi dönmüş duydunuz mu, haberiniz var mı bir yer de okudunuz mu? Hem de bir hafta olmuş hani şu alayla valayla uğurladığımız “gereğini yaparız” ha diyerek yedi düvele korku saldığımız Rum’ların Akdeniz’deki egemenliğine son verecek araştırma gemisi Piri Reis sessiz sedasız gelmiş ve İskelede yerini almış. Benim Kıssadan Hisseler – 46 sorduğum ‘Sahi Piri Reis gemisi nerede, ne iş yapıyor bilen var mı?’ sorusunun cevabı o gün değil ama bu gün cevaplanmış oldu.
Şöyle bir baktım gemiye sanki biraz üzgün ve süzgündü kullanılmışta bir kenara atılmışın bir ezikliği vardı. Bir daha ki gidişimde karşısında ki lokantaya oturup hoş geldin Piri Reis diyeceğim anlat bakalım neler yaptın, neler buldun en önemlisi Rum’lara nasıl korku saldın onlara haddini nasıl bildirdin ve şerefine kadeh kaldıracağım itibarını iade edeceğim. Eminim ki benim gözlerimden onun kaptan köşkünden birer damla gözyaşı dökülecek aldatılmışlığın ve ezikliğin verdiği üzüntü ile.
Sizi de beklerim efendim belki beraber estirir Piri Reis’i beraber teselli ederiz.
20.01.2012