Archive for İzmir’de Meyhaneler, Lokantalar, Balık Pişiriciler ve Kahvaltıcılar

EMİNÖNÜ BALIK PİŞİRİCİSİ

EMİNÖNÜ BALIK PİŞİRİCİSİ
Bizim Bülent hem ağzının tadını bilir, hem de uygun fiyatlı yerleri bulur. Uzun zamandır burayı söylüyordu. Nihayet hemşerim Mehmet le hanımları alıp gittik. En sonda söyleyeceğimi baştan yazayım olsun bitsin. Ben bunca yıldır balık yerim, levreğin bu kadar güzel pişirildiğini görmedim, kurutulmadan içinde suyu ile lezzetin fevkal beşerinde pişirilmiş balık yemedim. Bu sadece benim değil masadakilerin de ortak fikri. Lokanta tipik meyhane görünümünde hanımlar önce tereddüt ettiler. Ama yemeğin sonunda tekrar gelmeye karar verdiler. Ayrıca kilosu 6 liradan balık pişiriyorlar ama evde yemek şartıyla. 35 lik rakı 50, mezeler 7 lira, balıklar ucuz değil ancak pazarlık hakkınızı kullanın derim. Kişi başı 40 liraya balığınızı yer rakınızı içersiniz. Şimdi sırada barbun var bakalım yağları nasıl onu da bir daha ki sefere not ederim. Gidin bir deneyin derim nerede mi? Karşıyaka’da Ordu Caddesinde (Gün Sazak Bulvarı), Girne caddesinden ikinci Girne’ye çıkmadan, köprüden önce ışıklardan sağa dönün hemen sağda. 0232 372 17 55
ÖZGÜR ŞEF
İstanbul’da Ataşehir’de ne yalan söyleyeyim içten pazarlıklı gittim. Şef meşhur, medyatik bir de dana ağırlıklı çalışıyor denilince eyvah dedim. Ama oğlum ve kızım ısrar edip hele bir ye sonra konuş deyince şart oldu. Ben kuzudan başka et yemem derdim ama burası bir harika ete lokum demişler hakikaten lokum, tek kelime ile harika gidin ve etin lezzetinin ve pişirilme özelliğini görün pardon önce okuyun sonra ısmarlayın. Yazıp ta işin tadını kaçırmayayım. Mutlaka gidilmesi gereken et lokantası. Fiyatlar mı eti seven fiyatına katlanır hele böyle etler için. Bir de masada her kes ayrı bir çeşit alsın ki tatlarına bakın. Et 2 dakikada kızgın tavada masada pişer mi burada pişiyor. İzmir’e açılırsa tek geçerim, bütün etçilere beş basar, artık kebap kültürü biter mi? Böyle lokantalar çoğalırsa evet.
KUMKAPI
İstanbul’un en popüler eğlence mekânı imiş hep merak ederdim şimdiye kadar hiç gitmemiştim, daha da gitmem. İzmir’de kilosuna aldığımız parayla burada balığı porsiyonla satıyorlar. Üretim çupra porsiyonu 20 – 25 lira olunca diğerlerini siz hesaplayın. İzmir’de tek rakısı ve salatası ile 15 lira. 20 lik rakı 40 lira, 70 lik rakı 110 lira el insaf. Her lokanta davet ediyor ve ekliyor siz yabancı değilsiniz hesabı ayarlarız, şunu baştan ayarlasanız da iş kafa koparmaya dönmese olmaz mı? Efendim masrafları çokmuş, turistikmiş, fasıllıymış. Gittim, gezdim, ne mekânları, ne ortamı, ne de fiyatları beğenmedim. Geriye dönerken balıkçıların yanında bir lokanta gördüm adı Liman pazarlıkla adam başı 40 Tl ye anlaştık ve Kumkapı hakkımızı böylece kullanmış ve ağzımızın payını almış olduk. 11.01.2013

Reklamlar

Leave a comment »

KENT GONDOL CAFE VE RESTAURANT

KENT GONDOL CAFE VE RESTAURANT
Karşıyaka- Atakent’te sahilde Ahmet Taner Kışlalı parkı içersinde, Coşkun beyin anlatımıyla ‘caminin park yerinde’ belediyeye ait sosyal tesis! Gondol adını tesisi çevreleyen kanalda gezilecek sandal ve gondolun olmasından alsa gerek. Tesisin kanala bakan açık bölümü manzarası ile güzel. Lokanta bölümü geniş ve ferah okuma salonu ve cafe ise sanki ters yere yapılmış gibi kanal bölümü daha iyi olurdu. Yapımı esnasında kesilen ağaçları ile protesto edilen mekân halka ucuz hizmet verecek bir alan olarak düşünülseydi sosyal demokrat bir belediyeye yakışırdı. Artık diğer üç lokantası ve buradan kazandıkları ile belediyenin bir aşevi açması gerektiğini yineliyorum. Lokantada et ağırlıklı bir menü var balık bölümü ekonomik balık ağırlıklı levrek, çupra, lüfer hayal etmeyin yok. Hamsi tava ve kalamar ile karides yeter ahtapot mezeye 17.50 tl veririm diyorsanız seçim sizin mezgit kavurmayı ise tavsiye etmem. Diğer çeşitler için mutfağa salatadan çıkan yabani otu gönderdiğimizde bu taze nane diye geri gönderen bir ekibin olduğunu söylemem yeterlidir diye düşünüyorum. Fiyatlar belediyenin sosyal tesisi olarak adlandırılan bir yer için ucuz olduğunu söyleyemem çay 2, kahve 4 tl olunca diğerlerini siz düşünün. Tabii yanınızda bir belediye çalışanı varsa indirimden faydalanırsınız o zaman keyfiniz yerine gelir. Bir kere gidin ve kararı verin derim. Bizim ekip kışın gitmez baharda ve yazın belki. Bu arada garsonlar son derece kibar ve ilgili. Rezv. 0533 371 80 13 02.12.2012

Leave a comment »

İZMİR’DE İLK MEDENİ NİKÂH NASIL KIYILDI?

İZMİR’DE İLK MEDENİ NİKÂH NASIL KIYILDI?
Ahmet Piriştina Kent Arşivi Merkezi Müdürü Doç. Oktay Gökdemir’in Son Söz haber portalın da ki yazısından alınmıştır.
“…Medeni kanun 17 Şubat 1926’da kabul edildi. 4 Nisan 1926’da Resmi Gazete’de yayınlandıktan 6 ay sonra 4 Ekim 1926’da yürürlüğe girdi.
Hizmet Gazetesi İzmir’deki ilk medeni nikâhı okuyucularına böyle duyurmuştu.
İzmir Türk Medeni Kanunu’nu büyük bir sevinçle karşıladı. Zira İzmir; Cumhuriyetin ve devrimlerin öncü kentiydi. Bu bağlamda İzmir’de ilk resmi nikâh; 21 Ekim 1926’da kıyıldı. Yani kanun yürürlüğe girdikten tam on yedi gün sonra İzmir’de cumhuriyetin ilk medeni nikâhı gerçekleştirildi. Nikâh için kentte büyük hazırlıklar yapıldı. Nikâh yeri İzmir Belediyesi bünyesinde hazırlanmış Beyler Sokağı’ndaki Medeni Nikâh Dairesiydi. Nikâh saati olarak da saat 11 tespit edilmişti. Nikâh’ a başta İzmir Belediye Reisi Aziz Akyürek olmak üzere Dr. Mustafa Enver Bey, Belediye Nikâh-ı Medeni Memuru Necati Bey, Başkâtip Şükrü Bey ve Medeni Nikâh Dairesi Müdürü Celal Bey katılmışlardı. İzmir’in ilk nikâhı Belediye Başkanı Aziz Akyürek tarafından kıyıldı. İzmir’de Medeni Nikâhla evlenen ilk çift ise Alaşehirli Aliye Hanım ile İzmirli Abdülhafız Bey’di. Onların nikâhları kıyıldıktan sonra aynı törenle ikinci bir nikâh daha kıyılmış ve bu kez İzmirli Saime Hanım ile Osmanoğlu Ramiz Efendi’nin nikâhları akdedilmişti. Dönemin Hizmet Gazetesi ertesi günü bu olayı “şehrimizde ilk medeni nikâh kıyıldı” başlığıyla duyurmuştu. O günlerin bütün coşkusunu ve heyecanını yansıtması açısından İzmir’de yayımlanan Hizmet Gazetesi’nin 22 Teşrin-i Evvel (Ekim)1926 tarihli bu haberini günümüz Türkçesiyle aynen vermekte yarar var.
“Dün şehrimizde de ilk medeni nikâh kıyılmıştır. Kanuni müddetleri hitam bulan iki çiftin nikâhlarının akdi mukarrer olduğu için belediyenin Beyler Sokağı’ndaki Medeni Nikâh Dairesi’nde bazı hazırlıklar yapılmıştı. Saat on bire gelirken merdivenler halılarla tefriş edilmiş ve davetlilerin vüruduna intizar edilmiştir. Muazzam inkılâbın yüksek eserlerinden Medeni Kanun’umuzun nikâh faslındaki feyiz ilk defa olarak idrak edileceği için birçok zevat nikâh dairesine meduv bulunuyorlardı. Vali Paşa ile daha bazı zevat da davet edilmişlerse de gelmemişlerdir. Yalnız Şeyhül etıbba Doktor Mustafa Enver Bey davete icabet etmişti. Saat on bire gelmişti. Belediye Reisi Aziz Bey ilk nikâhı bizzat akdetmek istediği için frak labis bulunuyorlardı. Müracaat itibariyle birinciliği alan Alaşehirli Aliye Hanım’la İzmirli Abdulhafiz nikâh odasına dâhil oldular şahitleri de beraberlerinde idi. Merasimin icrasında Belediye Reisi Aziz, Nikâh-ı Medeni Memuru Necati, Doktor Mustafa Enver, Başkâtip Şükrü, Daire Müdürü Celal Beyler hazır bulunmuştur.
Taliplerle şahitler kaim bir vaziyette oldukları halde Reis Aziz Bey evvela Hayriye Hanım’a hitap etti:
-Talibiniz Abdulhafiz Efendi’ye birrıza akd-i nikâh eylemenizi arzu ediyor musunuz?
Aliye Hanım:
-Birrıza akdimizin icrasını istiyorum.
Bu sual Hafız Efendi’ye tekrar edilmiş ve mumaileyh de aynı cevabı verdikten sonra hazır bulunan şahitlerden talipleri tanıyıp tanımadıkları sorulmuştur. Tanıdıkları anlaşılınca Aziz Bey, Hükümet-i Cumhuriyet namına nikâhın akdedildiğini söylemiş ve tarafeyne saadetler temenni eylemiştir. Müteakiben Abdulhafız Efendi tarafından celp olunan pasta, şeker ve sigaralar meduvine ikram edilmiştir.
Bundan sonra diğer talipler Saime Hanımla Osmanoğlu Ramiz Efendi’nin akdleri de aynı merasimle icra edilmiştir.”
Medeni nikâh; Cumhuriyet’in Türk kadınına özel alanda tanıdığı en önemli haklardan birisi olmuştur. Bu bağlamda Türk kadını; Meşrutiyet dönemlerinden itibaren sürdüğü hak ve özgürlük mücadelesini Cumhuriyet’ le birlikte somuta taşımıştır. Böylelikle Nezihe Muhiddin, Suat Derviş, Fatma Aliye, Halide Edip ve daha nicelerinin büyük bir özveriyle yıllarca sürdürdükleri kadın özgürlüğü ve eşitliği savaşımı; Cumhuriyet’in kamusal ve özel alanda eşit yurttaşlık projesiyle önemli bir aşamaya ulaşmıştı.” 02.12.2012

Comments (1) »

ALAŞEHİR DEĞİŞİYOR

ALAŞEHİR DEĞİŞİYOR
Böyle bir sloganla çalışıyor Alaşehir’in yeni Belediye Başkanı Gökhan Karaçoban. Şehir bir şantiye görünümünde halk şikayet etse de kazılan sokaklar asfaltlandıkça elektrik ve telefon kabloları yer altına alınıp patlayan eski su tesisatı yenilendikçe şehrin her iki girişinde ki yollar yenilendikçe şehir değişiyor. Eminim ki bu değişimi görenler çektikleri eziyeti kısa zamanda unutuyorlar.
Başkan Alaşehir’de devam eden bu çalışmalarına ilave yeni projelerini belediyenin web sayfasında açıklamış oldukça güzel ve şehrin görünümünü değiştirecek projeler.
Şehrin ana giriş yolu tamamıyla yenileniyor ve mevcut meydan daha kullanılır hale getiriliyor.
Halk kütüphanesi binasının restorasyonunu belediye yapıyor.
Sokak hayvanları için bir barınak planlanmış.
Sarısu da bir şelaleyi de içine alan çevre düzenlemesi yapılıyor.
Bulvar baştan sona yenileniyor.
Eski mezarlıkta düzenleme yapılıyor.
İşte bu yapılanlar çerçevesinde benimde birkaç önerim var Alaşehir Değişiyor sloganına katkı olabilecek. Öyle çok fazla para pul isteyen projeler değil yeter ki niyetlenilsin ve bu projelerle ilgilenecek birkaç kişi bulunsun.
1. Alaşehir Milli Mücadeleye hem düşünce, hem de silahlı güç olarak destek vermiş kongre toplamış, milis kuvvetleri ile cephelerde bizzat çarpışmış ilçelerimizden bir tanesidir. Ancak bu mücadeleyi anlatan bir yapı, anıt, müze şehrimizde mevcut değildir.
Şehrimizde ki eski evlerden bir tanesi belediyece satın alınarak ki benim düşüncemdeki ev eski Belediye Başkanımız Turhan Alakent’in evidir. Milli Mücadele müzesi haline getirilebilir. Buna maddi olarak ve sit engeli nedeniyle imkân bulunamazsa halen yenileme çalışmasının yürütülen Kütüphanenin bir bölümü “Milli Mücadelede Alaşehir” konsepti ile düzenlenebilir. Bu bölüm Alaşehir’de Milli Mücadeleye verilen destek pano ve resimlerle ve bu konuda yayınlanmış kitaplarla kurulabilir diye değerlendirmekteyim. Ki bu konuda Alaşehir’de yeterli dokümanın özellikle fotoğrafların bulunacağını ve bu konuda çalışma yapacak kişilerin bulunabileceğini düşünüyorum.
Alaşehir’e gelecek olanların gezecekleri mekanlardan biri olacağı gibi çocuklarımıza şehrin tarihini anlatabilecek bir mekanda olacaktır.
2. Alaşehir’in marka yüzü üzümüdür ancak bu üzümünü şehirde tanıtacak bir Üzüm Evi veya Üzüm Müzesi yoktur. Belediyenin İlçe Jandarma Komutanlığının arka sokağındaki Bağ Evi ve bahçesinin bu maksatla kullanılabileceğini düşünüyorum. Bahçeye sıralanacak çiftçi malzemeleri ve bağ bozumu malzemelerini bulmak problem olmayacaktır.
Bahçeye dikilecek Alaşehir’de yetişen Sultaniye haricindeki diğer üzümler ise çeşitliği artıracaktır.
Eskiye ait bağ ve bağcılık fotoğrafları ve üzümün yetiştirilmesini anlatan pano ve resimler ise bağ evinin içinde rahatlıkla sergilenebilir diye değerlendirmekteyim.
Burası da şehre gelenlerin gezecekleri ve civarında açılacak birkaç dükkanla Alaşehir’e has yöresel ürünleri alabilecekleri bir alan olarak turizme hizmet edecek bir alan olacaktır
3. Şu anda yapımına devam edilen Bulvar çalışması ise Kenan Evren heykelinin bulunduğu alandan kaldırılmasını gerektirecek diye değerlendirmekteyim. Zaten daha öncede bu konuda bazı haberler ortaya atılmıştı. Her ne kadar şu anda siyaseten yargılansa da Kenan Evren’in Alaşehir için yaptığı hizmetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğine inanıyorum. Belki bunda emekli bir asker olmamın da etkisi vardır.
Eğer bu heykel kaldırılacaksa ve Sarısu’da ki Kenan Evren Parkı muhafaza edilecekse bu heykelin orada muhafaza edilmesinin bir gönül borcu olduğunu düşünüyorum.
Alaşehir değişiyor ve değişmeli. Yaptıkları için teşekkürler yapacakları için başarılar tüm emeği geçenlere. 07.11.2012

Leave a comment »

KENT OCAKBAŞI

KENT OCAKBAŞI
Karşıyaka Belediyesinin aş evi var mı? Ben duymadım ve görmedim ama belediyenin üç adet lokantası olduğunu ve dördüncüsünün yolda olduğunu biliyorum. Acaba diyorum Belediye bu lokantaların geliri ile bir aş evi açar ve fakir, fukaranın, gurebanın karnına bedava bir kap çorba koyar mı? Ne de olsa sosyal demokrat bir belediye yakışır diye düşünüyorum.
İşte bu lokantalardan son açılanı Karşıyaka Dudayev Bulvarı üzerinde Kent Ocakbaşı. Et ve tavuk menüsü ağırlıklı lokantanın bir diğer özelliği ise Brezilya mutfağını da menüye dahil etmesi. Klasik ocakbaşını anlatmama gerek yok.
Bize yabancı olan Brezilya mutfağından bahsedeyim. 50 Tl yi veriyorsunuz 6 çeşit et ve tavuktan istediğiniz kadar yiyiyorsunuz. Garson siz dur deyinceye kadar getiriyor. Tabi iki kişi gidip tek porsiyonla idare etmek uyanıklığı yok. Dana ve tavuk ağırlıklı menüde tek kuzu çeşidi var. Bazı porsiyonlar kuş yemi kadar ve sıralı tabir ettiğimiz sistemle kuş yavrusu besler gibi gıdım gıdım servis ediliyor. Servis arası uzun olduğu için tabağınız bir müddet boş kalabiliyor. Anlayacağınız bize ters bir durum halbuki hepsini bir defada getirse doyuncaya kadar yesek, hem gözümüz hem karnımız doysa. Bu Brezilya mutfağı bana göre değil isterse iki kilo eti elli liraya versin servis şekli hoşuma gitmedi. Mekanın açık ve kapalı alanları ferah ve rahat bu lokantaya tekrar gideceğim ama etler arasında gördüğüm ve hiçbir lokantada servis edilmeyen dana pirzolayı yemek için.18.10.2012

Leave a comment »

KOZBEYLİ SOFRASI

KOZBEYLİ SOFRASI
Yeni Foça – İzmir yolu üzerinde ama benim Eski Foça yolundan Gerenköy yol ayrımın karşısında ki yoldan Yeniköy istikametine dönerek gittiğim Kozbeyli köyü sırtlarında ki bu mekân kahvaltı, lokanta ve özel toplantılarınız için oluşturulmuş bir köy evinden dönüştürülmüş. Aile işletmesi olan mekânın yolu biraz dik aracınızı aşağıda bırakıp yürümenizde fayda var. Kitaplığı bile olan lokantanın girişinde bizi karşılayan kırmızı dut şimdiye kadar yediklerimin en irisi tam zamanında gitmişiz bu tombul dutlar bir harika kahvaltıda reçeli de var. İki bölümden oluşan sofranın ilk bölümü yeşil alan manzara nefis incir ve ayva ağacının altındaki sedirler oldukça rahat. İsterseniz sundurma altında ki cam bölmede de oturabilirsiniz. Kahvaltı klasik bildiğimiz köy kahvaltısı ancak bir özelliği var onu mutlaka belirtmeliyim. Tartı/ tortu isimli yiyecek değişik bir tat sütün kaymağı tencerede 6 saat boyunca karıştırılarak dibine tortu üstüne yağ çıkıyor ve bu tortu alınarak servis ediliyormuş. Tek kişilik bir kahvaltı ile iki kişinin doyabileceği kahvaltının fiyatı da uygun. Kahvaltı yanında öğle ve akşam yemeklerinin de servis edildiği bu mekâna uğramakta fayda var ancak yine de hafta içi önceden telefonla bilgi almak gerektiğini düşünüyorum. 02328261171/05337476157

Leave a comment »

DERYA RESTAURANT/ ÇAKMAKLI /YENİ FOÇA

DERYA RESTAURANT/ ÇAKMAKLI /YENİ FOÇA
Bizim havuz dörtlüsü artık her hafta olmasa bile on beş günde bir kaçamak yapmayı yeni yerler, yeni lezzetler keşfetmeyi alışkanlık haline getirdi. Son durak Yeni Foça Çakmaklı köyü, Sait Bey gitmiş beğenmiş gereği düşünüldü Cuma namazından sonra spor salonu garajında buluşulacak. Üç kişi hazır ama dördüncü Yılmaz Bey yok bekliyoruz, arıyoruz cevap yok sonunda azmağa gidip bakıyoruz araba orada tekne yok. Anlaşılan rabbi ona balığa git rakıdan uzak dur demiş. Biz de üçlü olarak düşüyoruz yola ama bu işin cezası da kesilecek Yılmaz Bey’e eski bir futbolcu olarak bize attığı bu çalımın hesabını verecek
İzmir yolundan Yeni Foça istikametine döndükten 4 km sonra ki benzinliği geçince sağda Çakmaklı levhasından sağa dönüp köyün içinden sola dönünce denize sıfır bir lokanta Derya. Köyün hemen bitişiğinde balıkçı barınağı manzaralı, ufku açık, suda yeşilin ve mavinin tonlarının hâkim olduğu, karada ineklerin karşı otlakta yayıldığı hafif bir rüzgarın estiği açık alanda masamıza kurulmadan önce balıklara bakıyoruz. Bu gün balıklar hem az hem de çeşit yok. Levreği pas geçip Kalamar, barbun ve sargozda karar kılıyoruz. Sargoz daha sabah gelmiş ve yağda yapacağını söylüyor Yaşar Bey.
Lokantanın işletmecisi Yaşar Bey burasını 17 yıl önce muhtarlıktan kiralamış o gün bu gün dür işletiyor. Daha da devam ederim en çok parayı verir alırım diyor artık kendi malı gibi benimsediği bu mekân daha çok demir çelik işletmecileri ile denizcilerin uğrak yeriymiş. Öğlenleri ve hafta sonu yer bulunmadığını söylüyor.
Biz de methini duyduğumuz için geldiğimiz mekanda ilk kadehlerimizi peynir, salata ve atom eşliğinde kaldırırken kalamar yetişiyor. Kalamar bir harika pamuk gibi, rengi, lezzeti, kokusu bir harika benim biraderin kulağını çınlatıyorum sırf bu kalamar için onu buraya getirmeliyim. Barbunlar bölgeye hasmış, bunlarında tadı ve pişirilmesi çok iyi. Sargoz gelinceye kadar Yaşar beyle yaptığımız sohbette burada et ve tavuk olmadığını öğreniyoruz ya telefon edeceksiniz onlar alacak veya siz yanınızda getireceksiniz pişirecekler. Yoksa balık yemem diyen saltaya talim eder bir de hafta sonu mutlaka rezervasyon gerekiyormuş. (02326255101) Oturduğumuz masanın önündeki yol köyün sahil yolu gibi köyün gençleri ve bayanları ellerine çiğdem çekirdekleri çıtlatarak tur atıyor, mendirekte soluklanıp, iki laflayıp tekrar köye dönüyor. Çılgın yeşillik ve tattaki roka ve maydanoz eşliğinde Sarkoz da geliyor ancak yağda fazla kalmış ve kurumuş gibi geliyor bana. Mustafa Bey kızarmış bölümleri büyük bir zevkle ayıklayınca kısa sürede bu balıkta bir deri ve kılçık olarak geri gidiyor. 70lik rakının son dublelerine çağla badem eşlik ederken güneş karşıdan nefis bir görüntü ile bize bir daha ki hafta için randevu veriyor ve beni diyor bir de gün batımında görün. Yer güzel, manzara güzel, insanlar güzel, fiyatta kişi başı 60 TL.
Ben bir defa daha geleceğim biraderi getirip kalamar yedireceğim. 14.04.2012

Leave a comment »