Archive for Uncategorized

CERİDE

CERİDE
11.08.2019
ÜMMET VE MİLLET
Geçen haftalarda RTE nin ümmeti bölüyorlar söylemi hakkında birkaç satır yazmıştım. CHP eski milletvekili ve Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce konu ile ilgili Twitter hesabından şu değerlendirmelerde bulunmuş.

  • Kötü yönetimin başı kendi partisinden ayrılmak isteyenlere ‘ümmeti bölüyorlar’ suçlamasında bulunmuş. Ne zamandan beri siyasal aidiyet ümmetin bir parçası olarak anılır oldu? AKP’de olanlar ümmetin bir parçası, ayrılmak isteyenler ümmetin bir parçası değil şeklinde bir mantık olabilir mi?
  • CHP’liler Müslüman değil mi? İYİ Partililer, Saadet Partililer Müslüman değil mi? Bunları sana öğretmediler mi? Ümmet bütün Müslüman toplumuna verilen addır. Bunun içerisinde Kürtler, Türkler, Sünniler, Aleviler hepsi vardır. Milleti bölme telaşı içerisindesiniz. Asıl bölücü olan… (Bu bölüm özellikle (…) Yazılmıştır. Yarın hakaret makaret derler isim belli olmasın. Kimse kim bana ne) Müslüman ümmeti AKP ümmeti haline getirerek ayrılmak isteyenleri ümmeti bölmekle suçlamak, işte gerçek bölücülük budur.
  • Recep Tayyip Erdoğan’ı buradan uyarıyorum. Diyorum ki üniversite diploman tartışmalı ama galiba senin imam hatip diploman da tartışmalı.
    FUTBOLDAN BAŞKA SPORLARDA VAR
    Haber sitesinde şu haberleri okuyunca gururlandım. Bu spor dallarını kim organize ediyor ve bu gençlerin bu başarılarını almasına vesile oluyorsa sonsuz teşekkürler ve gözlerimden sızılan gözyaşları eşliğinde kocaman alkışlar…
    Finlandiya’da devam eden Down Sendromlular Avrupa Atletizm ve Masa Tenisi Şampiyonası’nda Down Sendromlu Özel Sporcu Ali Topaloğlu gülle atmada 10.96 metrelik atışıyla bu alandaki dünya rekorunu kırarak Avrupa şampiyonu oldu.
    Down Sendromlu Özel Sporcu Dilara Çevik, gülle atmada 4.78 metre ve disk atmada 13.12 metre atarak Avrupa Şampiyonu olarak 2 altın madalya kazandı.
    Dilara Çevik ayrıca; 100 metrede 25,32 saniye ile 2’nci, cirit atmada 8.93 metre ile 2’nci, uzun atlamada 1.48 metre ile 2’nci ve 400 metrede 2,25 ile 2’nci olarak toplamda 2 altın, 4 gümüş madalya olmak üzere 6 madalyanın sahibi oldu.
    Avrupa Şampiyonası’nda atletizm dalında sahaya çıkan bir diğer milli sporcu Münevvere Yılmaz ise cirit atmada 11,93 metre atarak Avrupa ikincisi oldu.
    Volkan Yavuzaslan da disk atma 20,49 metre ve cirit atmada 20,80 metre ile Avrupa üçüncüsü oldu ve bronz madalya kazandı.
    KÜLAHIMA ANLAT
    Medyada bir haber. Tamda CHP li belediye başkanlarının Konya da Genel Başkan Kılıçdaroğlu yönetiminde toplanıp “Yerel Yönetim İlkeleri” ni belirledikleri bir gün.
    “…Oğlu Efe Uygur’u, belediye şirketi TORBEL A.Ş. ye genel müdür yardımcısı olarak atayan Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur’un, ticaret sicil kayıtlarında ‘batık’ olduğunu söylediği şirketin yönetim yapısını da değiştirdi. Uygur, belediye şirketinin 3 olan yönetim kurulu üyesi sayısını 7’ye yükseltti. Belediye başkan yardımcıları ve belediye meclis üyelerinden oluşan yönetim kurulu huzur hakkı alıyor. Hiç olmayan genel müdür yardımcılığını ikiye çıkaran Uygur, birine oğlunu, diğerine de CHP Torbalı İlçe Gençlik Kolları Başkanı İsmail Takak’ı atadı…”
    Başkan Uygur, daha sonra gelen tepkiler üzerine geri adım atarak yazılı olarak yaptığı açıklamada, işletme fakültesi son sınıf öğrencisi oğlunun şirketteki görevine son verdiğini açıklamış. Yemezler, arpalık gördüğü bu şirketi kullandı ama Konya da ki toplantıdan ve gelen tepkilerden sonra geri adım attı. Konu ile ilgili açıklamalarını başkan külahıma anlatsın. Oğlunu görevden alması yetmez o yediye çıkardığı yönetim kurulu üyelerini de 3 indirsin ve bu haliyle o şirketi zarardan düze çıkaracak kişileri atasın o zaman alnından öperim…
    AYM KARARINA KARŞI 1071 İMZALI BİLDİRİ
    Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi ve Medeniyet Üniversitesi yönetimleri, barış bildirisine imza atan akademisyenler hakkında açılan davalar nedeniyle hak ihlali kararı veren Anayasa Mahkemesi’ne karşı imza kampanyası başlatmak için harekete geçti. Akademik personele, ‘Anayasa Mahkemesi terörü meşrulaştıramaz’ başlıklı bir metin gönderilerek imza atmaları istendi.
    Sözde ‘barış bildirisi’ adı altında terör örgütü propagandası yapan bazı akademisyenlerin ceza almalarını ‘hak ihlali’ gören Anayasa Mahkemesi skandal bir karara imza atmıştır. Bu karar şehit ve gazilerimizin hatırasını zedelemiş, maşeri vicdanı yaralamıştır. Terörle mücadele ettiği için devleti suçlayan açıklamalar yapmak dünyanın hiçbir ülkesinde ifade özgürlüğü olarak değerlendirilmez. Bu kararın, terör örgütlerine karşı etkin operasyonların gerçekleştirildiği bir dönemde alınması ise ayrıca dikkat çekicidir.
    Aşağıda imzası bulunan biz akademisyenler, terörle mücadeleyi sekteye uğratmayı ve ülkemizi karalamayı amaçlayan her türlü kurum, organizasyon ve inisiyatifin karşısında olduğumuzu ve olmaya devam edeceğimizi beyan ediyoruz.
    Türk milleti adına karar vermekle yetkili kılınan Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının adalete ve kamu vicdanına aykırı olmaması gerektiğine inanıyor, bu yanlış kararda imzası bulunanları kınıyoruz.”
    3 Üniversitenin bu isteğine cevap gecikmedi ve birkaç gün içinde 1071 imzalı bu bildiri açıklandı. 1070 veya 1072 değil 1071 belli ki bildirinin içeriği yanında imza sayısı ile de Malazgirt Savaşına gönderme yapıyorlar…
    Ama sayı birkaç gün içinde azaldı bazı akademisyenlerin oluru alınmadan isimleri yazılmış onlarda açıklama yapınca kafalar karıştı. Tabii bu arada bu bildiriyi açıklayan ve imza atılmasını isteyen üniversite yönetimlerini de sormak lazım. Sizin Hukuk Fakültelerinizde mahkeme kararlarına karşı koymanın hele böyle bir bildiri ile kararı imzalayanları hedef göstermenin suç olduğu öğretilmiyor mu?
    Bu bildirilerden sonra da AYM Başkanı halen yerinde durabiliyorsa ardındaki gücü merak ederim ama bu kampanyayı başlatan rektörleri daha üst görevlerde (artık nereleriyse mutlaka hayal ettikleri yerler vardır) görürsek şaşırmayalım…
    FETO KURALLARI
    Osman Kavala’nın tutuklu olarak yargılandığı 16 sanıklı Gezi davasına bakan mahkeme heyetinde yeni bir düzenleme yapılmış. İstanbul 30. Ağır Ceza artık iki heyet halinde çalışacak .
    Kavala ve Yiğit Aksakoğlu ile ilgili olarak tahliye yönünde oy kullanan iki yargıç, ikinci heyette yer alacak. Gezi davasına birinci heyet bakacak. Kısaca tahliye yönünde oy kullanan iki yargıç artık bu davaya bakmayacaklar. Bu uygulamaları daha önce Balyoz ve Ergenekon davalarında da görmüştük tahliye kararı verenler başka mahkemelere atanırken iktidarın hoşuna giden kararı verenler terfi ettirilirdi. Fetö temizleniyor ama kuralları devam ediyor.
    EVRİM TEORİSİ
    Doğa bilimci Prof. Dr. Ali Demirsoy, evrim teorisinin “tartışmalı ve anlaşılması zor” olduğu gerekçesiyle ortaöğretim müfredatından çıkarılmasını ve “eğitimde dinselleştirme” politikasının giderek hâkim hale getirilmesini eleştirmiş. “…Bir çocuğun yeni koşullara uyum sağlayabilmesi için ancak ortaöğretimde eğitim verirsiniz. Eğer ortaöğretimde kalıplaşmış, dogmatik düşünceler verirseniz o toplumu yok edersiniz. Hiçbir ülke yok ki evrim olmadan bilime dayalı eğitim yapsın. Çabamız Türk gençliğini geleceğe hazırlamak; bilim adamları ve olayları önceden görebilen aydınlar yetiştirmek olmalı.”
    Hocanın söylediklerine katılmamak mümkün değil, haklı ve doğru söylüyor. Ancak eğer bu söylediklerini bilimsel bir makale, doktora tezi gibi yazılmış, teknik ve bilimsel terimlerle anlaşılması oldukça güç ‘Okul müfredatından çıkarılan evrim gerçeğini’ anlattığı “Çocuklar İçin Evrim” kitabı ile yapmayı düşünüyorsa işte orada yanılıyor. Kurduğum kütüphanelere koymak üzere aldığım ancak okuyunca vazgeçtiğim bu kitapla değil çocuklara üniversite öğrencilerine bile zor anlatır evrimi. Hoca eğer öğrencilere Evrimi anlatmak istiyorsa önce bu kitabını sadeleştirmeli ve hedef aldığı öğrencilerin anlayacağı bir dille yazmalıdır…
    SEN DE SUÇLUSUN HASAN CEMAL
    Hasan Cemal T-24 İnternet Haber Sitesinde “Karanlığa Mum Yakanlar Çoğalıyor” başlıklı yazısının bir bölümünde bazı teşhislerde bulunmuş.
    “Bitmek bilmeyen karanlık bir dönemden geçiyoruz.
    Zamanın trajedisini hissederek yaşayanlar için hiç de kolay olmayan yıllar…
    Kapkaranlık bir tünelde el yordamıyla yol alıyoruz.
    Düşünceler baskı altında.
    Hayat tarzları da öyle.
    Hayata farklı bakanlar hain sayılabiliyor.
    Düşman muamelesi görebiliyor.
    Ötekileştiriliyor.
    İnsanlar farklı düşündükleri için, siyasete farklı yaklaştıkları için terörist diye, darbeci diye, vatan haini diye hapse atılıyor
    Ömür boyu zindan cezasına çarptırılıyor.
    Medya neredeyse tek sesli.
    Çatlak seslere izin yok, derhal susturuluyor.
    Üniversite, üniversite olmaktan çıktı.
    Üniversiteyi üniversite yapan özgür düşünce ortamı çoktan yitti gitti.
    Yargı bağımsız değil.
    Yasama yetkilerini kaybetti.
    Güçler ayrılığı yok edildi.
    Hayata ve Türkiye’ye, dünyaya farklı pencerelerden bakmak isteyenler sindirildi, korkutuldu.
    Kendi gerçek görüşlerini kendilerine saklıyorlar.
    Ne kadar hazin.
    Bu bir korku imparatorluğu…
    Benim gibi düşünmeyene, benim gibi yaşamayana hayat hakkı yok, bağırışlarının başka her sesi bastırdığı, insanları yıldırdığı, nefes alamaz hale getirdiği bir korku rejimi…”
    Hasan Cemal bu yazdıklarından sonra başını ellerinin arasına almalı ve düşünmeli RTE ye ve şürekâsına nasıl destek verdiğini, yetmez ama evet çığırtkanlığını, akil adamlar sürecini. Sonra da düşünmeli nerede hata yaptığını ve suçunu hafifletir mi bilmem ama kafasını vurmalı duvara…
    HALKI DÜŞÜNENDEN AÇIKLAMA
    Cumhurbaşkanlığında üst düzey görevde çalışıp bir başka görevden daha maaş alan bürokratın çift maaş alan eşi bir açıklama yapmış.
    “Devlette “dolgun ücret” karşılığı çalıştığı iddia edilen kabiliyetli bireylerin, burjuvazinin yönettiği ulus ötesi şirketler gibi yapılarda aynı hizmetin karşılığında onlarca kat fazla gelir temin edebilecekken devlet hizmetine talip olarak büyük fedakârlık gösterdikleri kasıtlı olarak halkın gözünden kaçırılmaktadır.” Faiz kırbacı ile hepimizi korkunç çalışma şartlarına mahkûm eden, emeklerimizi çalan, lobiler ve satın aldıkları işbirlikçiler vasıtasıyla aldırdıkları kararlarla, çalışmadan servetimize el koyan kesimleri konuşmak yerine risk altında, haftanın yedi günü ve yirmi dört saat esasına göre, aile, eğlence bilmeden çalışan, tatil yapmayı kendilerine yakıştıramayan devlet adamlarının toplumsal tabakalaşmadaki yerlerini, yediklerini, içtiklerini, giydiklerini çoğu zaman yalan yanlış haberlerle sorgulatmaya çalışanlar halkı düşünenler değildir. Kimsenin ismini bile duymadığı markaları kullanan, hayal bile edemeyeceği standartlarda yaşayan ağababaları için, daha önce defalarca yaptıkları gibi ellerini kirletmeden ülke, toprak ve zenginlik toplamaya çalışan işbirlikçilerdir.”
    Bir zamanların solcularının kullandığı bu sözler iyi güzel de acaba etrafına baktığında o ağababaları ile beraber olduğunun farkında değil mi? İşbirlikçi dediklerinin bu ağababalar için çalıştığının eve giren dört maaşın bu işbirlikçiler ve ağababaların ürünü olduğunun farkında değil mi? Eğer farkındaysa yapacakları tek şey vardır. Birer maaşlarından istifa edecekler…
    GEÇİM SIKINTISI ÇEKİYORLARMIŞ
    TBMM Başkanı Mustafa Şentop, katıldığı canlı yayında net 22 bin 200 lira maaş alan vekillerin geçim sıkıntısı çektiğini söylerken Milletvekillerinin üç ayda bir net 67 bin 175 lira maaş aldığını, Milletvekili emekliyse, ayrıca 13 bin 410 lira da ilave aylık aldığını ya unutmuş veya o da bazıları gibi birkaç yerden maaş alıyor ve Milletvekili maaşının farkında değil.
    TSK SADAT’AMI DÖNÜYOR
    Hiç adet olmadığı halde bekleme süresini doldurmayan generaller emekli ediliyor. Terfi sırasında olan korgenerallerden hiç biri orgeneral/oramiralliğe terfi ettirilmiyor. 4 Ordu dan üçü korgeneraller tarafından yönetiliyor. Kadrosu Orgeneral olan Genkur İkinci Başkanı terfi sırasında olmasına rağmen terfi ettirilmeden göreve uzatma ile devam ediyor. KKK lığından sadece iki kurmay albay generalliğe terfi ediyor diğerleri tamamı sınıf subayı. TSK dan istifa ederek THY de 12 yıl çalıştıktan sonra 2016 da darbe girişiminden sonra orduya dönen subay generalliğe terfi ettiriliyor. Deniz Kuvvetleri Komutanı rütbe bekleme süresi dolmadan 2 yılda neden emekli edildiğini soran Tuğamirale listeler ekrandan öyle hızlı geçti ki senin adını göremedim diyor. Görünen o ki TSK da FETO ile başlayan TSK yı Bitirme Planı son aşamaya geliyor, TSK dönüşüyor…
    BREZİLYADAN GÖRÜNEN YARGI
    Brezilya, Gülen yapılanmasına üye olduğu gerekçesiyle Türkiye’nin iadesini istediği Ali Sipahi’yi Federal Yüksek Mahkemesindeki beş yargıcın oybirliği ile aldığı “”İade edilecek kişinin bağımsız bir yargıç tarafından tarafsız bir şekilde yargılanacağının güvencesi yok” gerekçesi ile Türkiye’de adil bir şekilde yargılanma garantisi bulunmadığına hükmederek iade etmemeye karar verdi. Yorum yok…
    REKTÖR NUH ZAMANINDA KALMIŞ.
    Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Erkan İkizce deresinde insanların arasına kadar gelip, balık avlarken görüntülen Su samurları ile ilgili açıklama yapıyor. “Cudi Dağı bilindiği üzere Hz. Nuh’un gemisinin indiği yerdir. Cudi Dağı etekleri nesli tükenmekte olan hayvanlara barınaklık yapıyor. Bunlar nesli tükenmekte olan canlılardır. Bizim bunlara sahip çıkmamız lazım. Ekolojik denge için sahip çıkmamız lazım. Bizim dedemiz olan Hz. Nuh bu ekolojik denge için hayvan türlerinden birer tane nesilleri tükenmesin diye almış.
    Acaba diyorum bilimsellikten uzak böyle bir açıklama yapan bu rektör de Nuh zamanından mı kaldı. Bu da nesli tükenmesin diye alınan insanlardan birisi mi?
    KRİZDEN ÇIKIŞ İÇİN 13 MADDE
    CHP, siyasi, ekonomik ve toplumsal krizden çıkabilmek için daha önce açıkladığı tedbirleri yenilemiş. Yenilemişte kim, nasıl, nerede, ne zaman uygulayacak ta Türkiye krizden çıkacak?
    “Devlette liyakat sistemi yeniden inşa edilmeli.
    Demokrasiye geçilmeli, hukukun üstünlüğü ve hukuk güvenliği tesis edilmeli.
    Merkez Bankası’nın bağımsızlığı sağlanmalı.
    Akılcı bir dış kaynak yönetimine geçilmeli.
    Döviz esas alınarak yapılan ihaleler süratle Türk Lirası’na dönüştürülmeli.
    Kamu İhale Yasası uluslararası standartlara uygun şekilde değiştirilmeli.
    Sayıştay bağımsız denetim yapabilmeli.
    Bütçe disiplini sağlanmalı.
    Dış politika 180 derece değişmeli.
    Geleceğimizi ipotek altına alan kontrolsüz borçlanmadan kaçınılmalı.
    Adaletsiz vergi politikası düzeltilmeli.
    Üretime öncelik veren bir planlama ve teşvik politikası yaşama geçmeli.
    Türkiye israftan kaçmalı ve tasarrufa öncelik vermeli.”
Reklamlar

Leave a comment »

CERİDE

CERİDE
28.07.2019
İPE UN MU SERİLİYOR?
ABD’nin S-400 ler konusunda Türkiye’ye uygulayacağını açıkladığı yaptırımlar konusunda ki gelişmeler konunun iki tarafça da ipe un serildiği ve konuyu zamana yayma taktiğinin uygulandığını gösteriyor.
Trump Cumhuriyetçi senatörlerle yaptığı toplantıdan sonra “Türkiye haklı” senatörler ve Pentagon’un “sistemi çalıştırmayın yaptırım uygulamayalım” açıklamaları bu tezi kuvvetlendiriyor…
Nasıl olacak zamana yayma; Önce RTE nin bu sisteminin kuruluşunun Nisan 2020’de tamamlanacağını 2020’ye kadar devrede olmayacağı açıklaması var ki sorunun çözümü için 9 aylık bir zaman kazandırıyor. Yani sistem devrede değil. Başkan Trump Türkiye’ye ekonomik yaptırım uygulanmasını istemediği ne göre bu zamanı kullanır, mecbur kalırsa CAATSA yaptırımlarının en hafifini uygulayabilir ve bunun içinde acele etmeyip, konuyu zamana yayabilir. Bu süre de Nisan 2020 dir. O zamana kadar kim öle kim kala. Ki bu arada Türkiye’nin 100 kadar Boeing yolcu uçağı almak istemesi ve bu uçağı üreten ABD şirketlerinin lobi faaliyetlerini de dikkate almak lazım. Kısaca bu pilav daha çok su kaldırır…
KIRMIZI, SARI, YEŞİL
Bu renkler bir takımın forma rengi değil Kuzey Irak’taki Kürdistan Özerk Bölgesinin bayrağının renkleri. İşte bu renkleri taşıyan kaşkol taktıkları için bir grup Iraklı turiste Trabzon/ Uzungöl’de yöre insanı tarafından meydan dayağı atılıyor… Turistler yedikleri dayağa razı olacakken önce karakola götürülüyorlar sonra vali ve savcının kararı ile sınır dışı ediliyorlar.
Olay böyle olunca ve de gelişmeler sınır dışı ile sonuçlanınca şu sözleri söyleyen ve 26 Şubat 2017 tarihinde, Mesut Barzani memleketimize geldiğinde aynı renkler bayrak olarak, bizim bayrağın yanında gönderlere çekilmesine müsaade eden O tarihin Başbakanı Binali Yıldırım’ında sınır dışı edilmesi gerekir mi?
“Irak anayasasına göre Kuzey Kürdistan bölgesel yönetimi özerk bir yapıdır. Parlamentosu, başbakanı, bakanları, ayrı bayrağı vardır. Ve dünyada da bu şekilde tanınır…”
Eğer bu sözler bugünde geçerliyse o turistler bulunmalı, özür dilenmeli, tatillerine kaldıkları yerden devam etmeleri sağlanmalı ve o saldırıyı yapanlar ve sınır dışı kararı verenler hakkında da gereği yapılmalıdır. Yoksa durum vahim…
ASGARİ ÜCRETLİ AÇ
Ben söylemiyorum TÜRK-İŞ Araştırmasının Temmuz 2019 ayı sonucuna göre açıklanan rakamları söylüyor. Asgari ücretin 2020 (ikibin yirmi) TL olduğu ortamda;
– Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.075,24 lira,
– Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 6.760,73 lira
– Evli olmayan, çocuksuz bir çalışanın “yaşama maliyeti” ise aylık 2.564,52 lira olarak hesaplandı.
AYM DE NELER OLUYOR
Önce Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan bir konuşma yapıyor. Konuşmanın bir bölümünde söyledikleri yenir yutulur lokmalar değil. Devletteki sistem bozukluğuna işaret ediyor, temel hak ve hürriyetlerin korunmasındaki aksaklıklara dikkat çekerken “kuvvetler ayrılığı” ilkesine işaret ediyordu.
“…İş bölümü devlet yetkilerinin farklı organlar eliyle kullanılması denetleme ve dengeleme sisteminin oluşturulmasını ifade ediyor. İşbirliği de devletin, ülkenin ortak hedefleri doğrultusunda kurumların birlikte çalışmasını ifade ediyor. Bu ortak hedeflerin başında da hiç kuşkusuz temel hak ve hürriyetlerin korunması ortak hedefi geliyor. Sadece Anayasa Mahkemesi üyeleri yemin ederken temel hak ve hürriyetleri koruyacaklarına dair yemin etmiyorlar, aynı zamanda devletin başı olan Cumhurbaşkanı ve yasama organı milletvekillerimiz de yemin ederken temel hak ve hürriyetleri korunması ülküsünden ayrılmayacaklarına dair yemin ediyorlar. Bu nedenle temel hakların korunması devletin ortak hedefidir. Hatta devletin varlık sebebidir. O yüzden devletin varlık sebebi olan bu önemli ideali gerçekleştirmek, bu hedefe doğru evrilmek için kurumlar arası işbirliği anayasal bir gereklilik olarak karşımıza çıkıyor.”
Bu konuşmadan sonra AYM art arda iktidarın hiç te hoşuna gitmeyecek bireysel başvurularla ilgili kararları açıkladı.
İşte o kararlar dan özetler;
AYM;
“Eğitim-Sen üyesi Erdal Karadaş’ın bildiri dağıtıp basın açıklamasına katıldığı gerekçesiyle kesilen idari para cezasına karşı yaptığı başvuruda hak ihlali kararı verdi. AYM kararında, Anayasanın 34’üncü maddesi ile güvence atında olan ‘gösteri ve yürüyüş düzenleme hakkının kısıtlanamayacağını belirtti.”
“1128 imzayla açıklanan “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiri nedeniyle mesleklerinden ihraç edilen, haklarında disiplin cezaları verilen, “terör örgütü propagandası” suçundan dava açılarak hapse mahkum edilen ve bir bölümü cezaevine konulan akademisyenlerin bireysel başvurusunda “hak ihlali” kararı verdi.”
“Van Gölü kıyısına Cumhurbaşkanlığı Köşkü inşa edilebilmesi için Ocak ayında ‘torba yasayla getirilen kanun hükümlerini iptal etti. Maddenin yanı sıra ‘köşk alanının’ gösterildiği kroki de iptal edildi.”
“FETÖ üyeliği veya iltisakı olduğu gerekçesiyle haklarında soruşturma yürütülen görevlilerin eşlerine ait pasaportların da genel güvenlik açısından mahzurlu görülmesi halinde İçişleri Bakanlığınca iptal edilmesine imkan tanıyan düzenlemeyi iptal etti.”
“KHK’da kapatılan FETÖ üniversitelerinde kayıtlı olup da devlet veya vakıf üniversitelerine yerleştirilen öğrenciler ile ilgili “Bu şekilde yerleştirilen öğrenciler, mezun oluncaya kadar vakıf yüksek öğretim kurumlarına ödemeleri gereken ücretleri ilgili üniversiteye ödemeye devam ederler” hükmünün iptal edilmesine karar verdi.”
“Üniversite öğretim elemanlarının memur statüsünde olmadığı halde bu statüye ilişkin disiplin hükümlerine tabi tutulmalarının amacı aşan bir düzenleme olduğu belirtilerek, öğretim elemanlarının, memur ile tümüyle aynı kurala tabi edilmesini Anayasa’ya aykırı buldu.”
“YÖK başkanına öğretim elemanları hakkında soruşturma açma kuralının ise bilimsel özerkliği zayıflatan ve YÖK’ün sahip olduğu denetim yetkisini aşan yönü ile Anayasa ile bağdaşmadığı sonucuna varılarak YÖK başkanının soruşturma yetkisini kısıtladı.”
O konuşma ve bu kararlardan sonra acaba diyorum AYM Başkanı trenden inme vaktinin geldiği kararına mı vardı. Görünen o ki özellikle “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiri hakkında ki başvuru ile verilen karardan sonra yandaş medya tarafından adeta linç edilen Polis Akademisi Başkanlığı zamanındaki uygulamaları ve AYM deki kurum içi atamaları nedeniyle FETÖ cülükle suçlanırken trenden inmesi beklenmeyecek tekme tokat aşağı atılacak…
YAKIŞMIYOR
“Birileri parti kuruyormuş, şunu yapıyormuş, bunu yapıyormuş. Bunları kafanıza takmayın. Bizden ayrılıp parti kuranları çok gördük. Şimdi sorsak adlarını kimse bilmez. Adını sanını kimse bilmez bunların. Bu iş böyledir. Çünkü bu tip ihanetlerin içinde olanlar, bu işin bedelini ağır öderler.” Bu sözleri herkes söyleyebilir ama bir kişi söyleyemez. Cumhurbaşkanı. Akp genel başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı unvanını ayırt edemeyen, dilin kemiği yok sözünü haklı çıkartacak RTE bu son açıklaması ile baltayı yine taşa vurdu. Öyle görünüyor ki kendisinin de kurucusu olduğu akp nin Refah Partisi kapatıldıktan sonra yerine kurulan Fazilet Partisinin de aynı akıbete uğrayıp Saadet Partisine gitmeyenlerden kurulduğunu unutmuş. Ayrıca bu kadar kesin ve net görüş bildiriyorsa ödenecek bedeli de açıklasa…
OHA
“Alkol ve domuz eti satandan kurbanlık alınmaz.” Böyle buyurmuş Din Bir Sen Başkanı ve Medrese Âlimleri (her neyse) Vakfı Başkanı. Belli ki hedeflerinde kurbanlık satan büyük marketler var. Bu kerameti kendinden menkul başkanlara sormak lazım. Pazarda kurban satan adamın bakkal dükkanı var ve orada alkol satıyorsa ne olacak? Satıcı alkol kullanıyorsa, alkollü iken o kurbanlıklara yem verdiyse o kurban kesilince caiz olacak mı?

Leave a comment »

CERİDE

CERİDE
21.07.2019
PARTİDE ÜMMET TAMAM SIRA MİLLETTE
Ali Babacan, parti kurmak üzere partiden istifa edeceğini AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a söyleyince, şu yanıtı almış:
“Yolunuz, yolunuzdur eyvallah ama şunu unutmayın ki bu ümmeti parçalamaya hakkınız yok. Siz bunu yapıyorsunuz.”
Ümmet kelimesi Arapçada “sınıf, cemaat” demek. Türkçede “bir peygambere inanıp, onun yolunu seçen kimselerin tümü” anlamına geliyor.
Siyasal İslamcıların amacı Milleti Ümmete dönüştürmek ve İslami esaslara uygun bir yönetim şeklini uygulamak. Şu anda akp nin iktidarında, MHP lideri Bahçelinin isteği doğrultusunda adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen RTE nin tek adam yönetiminde ümmete nasıl dönüşeceğinin temeli atılıyor. Bunun sinyalini yukarıda ki konuşma ile RTE vermiş ona göre akp de ümmet oluşumu tamamlanmış. İş peygamberliği açıklamaya kalmış…
DARISI BAŞIMIZA
Yunanistan’da 2015 yılı Ocak ayında iktidara gelen Aleksis Tsiparas (Çipras) liderliğindeki Syriza (Radikal Sol Koalisyon) dünyada, Avrupa’da ve ülkemizde büyük bir rüzgâr esmiş, birçok sol, sosyal demokrat parti bu modelin örnek alınması gerektiğini belirtmişti.
Ancak AB karşıtlığı ile puan toplayan ve ekonomik krizi çözecek vaatleri ile iktidara gelen Çipras ilerleyen günlerde krizi çözemediği gibi AB ye de teslim olunca yapılan erken genel seçimler sağın zaferiyle sonuçlandı ve Çipras seçimi kaybederek iktidardan düştü.
Çipras yönetimine sadece 4 yıl dayanabilen Yunanistan seçmeninin bu tavrı 17 yıldır tek adam tarafından idare edilen Türk seçmeni için bir işaret olur mu acaba?
2023 DE SAPMA
2019-2023 dönemini kapsayan 11. Kalkınma Planı, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından onaylanarak, TBMM’ye sunuldu ve kabul edildi… 2014’teki 10.Kalkınma Planı’nda yer alan 2023 hedefleri revize edilerek sunulan Kalkınma Planı ayakların suya erdiğini gösteriyor.
Şöyle ki;
• 2023 için Gayri safi yurt içi hasıla (milli gelir) 2 trilyon dolara ulaşacaktı, yeni planda 1 trilyon 80 milyar dolar olarak açıklandı. Bu yıl ki gerçekleşme ise 784,1 milyar dolar oldu.
• 2023 için Kişi başına milli gelir 25 bin dolara ulaşacaktı, yeni planda 12 bin 484 dolar olarak açıklandı. Bu yıl ki gerçekleşme ise 9 bin 632 dolar oldu.
• 2023 için İhracat 500 milyar dolara ulaşacaktı, yeni planda 226.6 milyar dolar olarak açıklandı. Bu yıl ki gerçekleşme ise 167,9 milyar dolar oldu.
• 2023 için İşsizlik yüzde 5’e inecekti, yeni planda 9.9 olarak açıklandı. Bu yıl ki gerçekleşme ise yüzde 11
-2023 için Dünyanın ilk 10 ekonomisine girilecekti bu hedef devam ediyor. Bu yılki gerçekleşme ise 20nci sıra.
YASA İLE EŞEĞİ SAĞLAM KAZIĞA BAĞLAMAK
Önce haberi görünce inanamadım, bu kadarı da olmaz pes dedim. Hani derler ya “eşeği sağlam kazığa bağla” tam da onun uygulaması. Konu şu, Türkiye artık Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile idare ediliyor. Gece istişareye yat, gündüz konuyu yaz kararnameye oldubitti. Hal böyle olunca yalan, yanlış işler oluyor yeni kararnamelerle yanlışı düzeltiyorlar.
İşte 10 Temmuz 2018 tarihli amacı “üst kademe kamu yöneticileri ile ilgili usûl ve esaslar ile kamu kurum ve kuruluşlarında atama usûl ve esaslarını belirlemek” olan 3 Nolu Cumhurbaşkanlığı KHK’sında şöyle bir 13ncü madde var. Konu başlığı “Tereddütlerin Giderilmesi” olan madde aynen şöyle diyor: “Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.”
Bu “eşeği sağlam kazığa bağlamanın” ötesinde patronun her zaman haklı olduğunun da yasalaşmış halidir.
Hani derler ya; İşyerlerinin anayasası tekdir.
Madde 1: Patron daima haklıdır.
Madde 2: Tereddüt olursa 1. Madde’ ye bakınız…
PATRİOTDAN S-400 E, F-35 DEN SU-35 E
Rusya’dan, Türkiye’ye S-400 sevkiyatı sürüyor. S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi’ne ait malzemelerin sevkiyatı kapsamında 16’ıncı uçak Ankara’daki Mürted Hava Meydanı’na inip malzemeler depolanırken ABD’den beklenen açıklama geldi.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), “Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri alma kararı nedeniyle F-35 savaş uçakları programından çıkarıldığını” açıkladı.
Bu açıklamaya karşılık ABD Başkanı Trump “Türkiye’ye yaptırım uygulanması taraftarı olmadığını ve kongre üyeleri ile görüşeceğini” açıklasa da ok sadaktan çıkmış ve yaya yerleşmiştir. Tekrar sadağa girer mi? Zor.
Bir gerçek var ki bu işin en karlısı Rusya’dır. Suriye sınırında düşürülen Rus uçağının hesabını sattığı S-400 lerle kapatmış bu satışla Türkiye’yi Nato üyeliğinde zor duruma düşürürken ABD ile karşı karşıya getirmiştir. Bir taşla birkaç kuş vuran Putin sadece avucunu ovuşturmayıp daha tırmanacak bu krizden yeni kuşlar vurmanın hesabını yapmaktadır. Bir bakmışsınız F-35 uçakları yerine Rus yapımı SU- 35 ler gelmiş, NATO yerine Şanghay örgütüne yeşil ışık yakılmış…
ÖRTÜLÜ SABİT KURA GEÇTİK
Doktorum son ekonomik gelişmeleri yorumlamış. Teşhis de isabet tam da tedavi de Allah kolaylık versin. Bu hasta zor tedavi olur, olursa da hasar kalır…
“Önce merkez bankası başkanı görevden alındı, sonra “talimatlara uymadı, faizleri indir dedik indirmedi, biz de görevden aldık” açıklaması ile merkez bankasının bağımsızlığının olmadığı ilan edildi…
Daha sonra FITCH Türkiye nin notunu “çöpün dibi” ne indirdi, Doğu Akdeniz meselesinden AB Türkiye ye yaptırım uygulamaya başladı. Hatta bu konuda Rusya bile Türkiye yi haksız buldu…
Ve bağıra bağıra ABD den yaptırım beklentisi başladı (ilk yaptırım F35 konusunda bu gece geldi) ama tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen dolar kuru 5,68-5,71 arasında hemen hemen sabit kaldı. Ya çok ciddi miktarda dolar sürüyorlar piyasaya ve dolar kurunu bir çeşit (örtülü) sabit kurda tutuyorlar, ya da parasını alıp gidecek yabancı yatırımcı kalmadı ülkede…
Bir uzmana göre, vatandaş döviz alıp bankaya yatırıyor, Merkez Bankası ve kamu bankaları bu dövizi piyasaya sürüp dolar satıyor ve TL alıyor, böylece dolar düşüyor, piyasadan toplanan TL ile de borsaya yatırılıp borsanın yükselmesi sağlanıyor.
Yani tam bir “Ponzi” saadet zinciri bakalım nerede kopacak bu zincir…
Diğer yandan adam “faizler düşecek” diyor. Bunun anlamı bugüne kadar sürdürülen “yüksek faiz, düşük kur” politikasının terk edilmesi, yerine “düşük faiz, yüksek kur” politikasına geçilmesi. Akıllarınca piyasaya (muhtemelen yeni basılacak) bol TL sürüp kredi faizlerini düşürecekler, böylece tüketim artacak ve büyüme gerçekleşecek…
Ama tabii bu politikada kur zıplayacak, bu da enflasyonu zıplatacak ve bu da işlerine gelmiyor.
Bana öyle geliyor ki kafalarındaki başka bir şey, Doğu Akdeniz’de veya Suriye’de küçük çaplı bir çatışma yaratmak veya AB ya da ABD den gelecek yaptırımları bahane etmek, bu sayede “dış saldırı altındayız, herkes seferberliğe gelsin, vatan-millet Sakarya vs vs” diye yaygara koparmak ve sonrasında da “kambiyo kontrol rejimine” geçmek.
Yani mesela kurları sabitlemek, sermaye transferlerini sınırlamak, banka mevduatlarına (döviz veya TL) ek vergiler koymak, ayrıca ek vergiler koymak (ek taşıt vergisi, ek emlak vergisi , net aktif vergisi vb), böylece “vatan savunması, seferberlik, ikinci kurtuluş savaşı” vb laflarıyla biraz daha idare etmek.
Biraz daha diyorum, zira bu yolun sonu önce döviz karaborsası, sonra hiperenflasyon, ve sonra her türlü mal ve hizmette karaborsa ile sonuçlanır, tüm dünyada böyle olmuştur. Hep beraber göreceğiz. Umarım yanılırım…
ÇİTÇİ VE PROFESÖRDEN EKONOMİK DURUM
Manisa’nın Gördes ilçesine bağlı Balıklı Köyünde çiftçilik yapan Mehmet Ertaş anlatmış.
“Oğlumla birlikte seramızda 2 dönüm salatalık, 4 dönüm yere patlıcan ektik. İstanbul’a toptancıya gönderiyoruz. 60 kuruşun 50 kuruşu masraf 10 kuruş kalıyor bize. Koli, ambar, komisyon giderini çıktığımızda elimizde kalan kilo başına 10 kuruş. Patlıcanda da durum aynı. 80 kuruşa satıyoruz, ondan da kilo başına 25 kuruş kalıyor. Patlıcan ve salatalıktan zarar ettik. 1 dönüm yerden geçen yıl 23 bin lira bir, 22 bin lira bir defa aldım toplam 45 bin lira kazandım. Bu yıl toplam 6 bin lira kazandım. Ama 13 bin lira masraf yaptım. Aşı aldık aşıcıya borçlandık, ilaç aldık ilaççıya, mazotçuya, gübreciye borçlandık. Koliciye borçlandık. Zaten kendi ihtiyaçlarımız duruyor. Karnımızı doyurmayı bıraktık borçlarımızı nasıl ödeyeceğiz diye düşünüyoruz.”
Çiftçinin tatile gidemediği, sofrasına et alamadığı, giysiye para vermediğini anlatan Ertaş, parasızlıktan köyün dışına çıkamadıklarını ifade ederek devam ediyor;
“Köylünün hiçbir hakkı yok. Borçlarımızı ödemek için geçtiğimiz aylarda eski bir arabamız vardı onu sattık. Elimde bir traktörüm kaldı tarlada kullandığım, onu da satılığa çıkardım. Çocuklar evli olduğu için evde eşimle iki nüfusuz ama kazandığım para geçinmemize yetmiyor. Seranın yarısını oğlum yarısını ben ekiyorum. Oğlum da benim gibi kazanıyor ve oğlumun 2 tane de çocuğu var. İkimizin geliri de borcu da aynı. Tarlamızı satalım diyoruz alan yok. Zaten borçlardan dolayı satamıyoruz da. Bu sene yeni emekli oldum kredi çekip toplu yatırdığım için emekli maaşını alamıyorum henüz. Elimizde para kalmadı geldiği gibi gidiyor. Borçları ödemeye para yok. Çiftçi üretiyor ama kendi karnı aç!”
Prof. Mustafa Kaymakçı’nın “Tarımın Hali Pürmelali” yazısından
“Tarımdaki büyüme hızının yüzde 0.7 olduğu; 2017 yılında 68.4 milyon ton olan tahıl üretiminin 65.5 milyon tona gerilediği, aynı dönemde sebze üretiminin 30.8 milyon tondan 29.9 milyon tona, meyve üretiminin, 20.8 milyon tondan 20.5 milyon tona düştüğü; 2017 yılında küçükbaş canlı hayvan ithalatı yüzde 4581 oranında artarken, büyükbaş hayvan ithalatındaki artışın yüzde 72 olarak gerçekleştiği, kasaplık ithalatın büyükbaş için yüzde 397, damızlık küçükbaş ithalatının yüzde 757 oranında artarak rekor üstüne rekor kırdığı ve Türk Şeker’e ait 14 şeker fabrikasının özelleştirildiği ve şeker fabrikalarında özelleştirmenin fitilini Nişasta Bazlı Şeker(NBŞ) üreticisi Cargill’in hazırladığı raporun ateşlediği Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği(Pankobirlik),tarafından iddia edilmiş. Bunların dışında antep fıstığı, kuru soğan ve patatesin de ithal edildiği” belirtilmiş.
DAVUTOĞLUNDAN İTİRAFLAR
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu katıldığı bir radyo programında söylediklerinden;
“Sen başbakan gibi görün ama başkan olma, başbakanmış gibi yap ama yetki kullanma”
“Sansür çok kötüdür ama en kötü sansür oto sansürdür. İnsanların şahsiyetini yok eder. İnsanlar kendi kendilerini kontrol etmekten toplumu düşünmeye vakit bulamazlar. Maalesef öz eleştiri, bir içeriden eleştiri olarak söyleyeyim, oto sansürün belki de en yoğun olduğu dönemden geçiyoruz.”
MEMURA 30 GÜN VEKİLE 74 GÜN TATİL
1 Ocak’tan bu yana geçen 200 günde sadece 64 gün çalışan, bir yıl içinde ise yalnızca 5 ay mesaiye geldikleri hesaplanan ve 37 yasa çıkaran Milletvekilleri çok yorulmuşlar ki Ekim başına kadar 74 günlük tatile çıkmışlar. Devlet memurları, işçiler ancak 20-30 gün arasında izin yapabilirken milletvekillerine 74 günlük izin aldıkları maaşı ancak harcayabilecekleri bir süre olsa gerek…

Leave a comment »

CERİDE

CERİDE 07.07.2019
Çanakkale Zaferi için düzenlenen etkinlikte okunan duada Atatürk’e yer verilmemesine tepki gösteren ve salonu terk eden Avcılar Askerlik Şubesi Başkanı Albay Önder İrevül’ün tayini Hatay’a çıkınca bazı medyada konu “sürgün” olarak değerlendirilmiş.
Önce şunu belirteyim ki Önder Albay o göreve gitmeseydi bir başkası gidecek ti. Bir başkasının gitmesi sürgün olmuyor da Alb. İrevül’ün tayini niye sürgün olsun. Gider görevini yapar. Orada da haddini bilmeyenlere haddini bildirir. Bunu yapacağını ve yılmayacağını da mesajında belirtiyor sevgili albayım.
“Bekliyor muydum? EVET.
Şaşırdım mı? HAYIR.
Pişman mıyım? HAYIR.
Yorgun muyum? EVET.
Üzgün müyüm? HAYIR
Kızgın mıyım? EVET.
Karamsar mıyım? HAYIR
İsyan ediyor muyum? HAYIR
Yapılanı madalya olarak görüyor muyum? EVET
Çünkü ben HARBİYELİYİM.”
Bu satırları yazan kardeşimi kutluyor ve generallere örnek gösteriyorum Neden mi hani şu mesele “Eşşek meselesi”

HUZUR HAKKI
Asgari ücretin net 2bin 20 tl, en düşük memur maaşı 3740 tl, en düşük memur emekli maaşı 2536 tl, SSK’lı emeklinin maaşı 1992 tl, Bağ kurlu esnafın maaşı 1684 tl olduğu bir ortamda;
Sözcü gazetesi yazarı Çiğdem Toker’in haberine göre THY yönetim kurulu üyeleri maaşları haricinde yılda 244 bin 720 TL huzur hakkı parası alıyor.
TÜBA, Türkiye Bilimler Akademisi konsey üyelerine ödenen huzur hakkı ise 18bin tl ye yükseltilmiş.
Yeni kurulan Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeleri ise maaşlarını 18bin tl olarak belirlemişler.
Bu huzur haklarını nasıl belirlemişler bilmiyorum ama çay simit hesabıyla belirlemedikleri garanti…

ZENGİN VE FAKİR
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın 2018 Yılı Genel Faaliyet Raporu’na göre, İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken para yaklaşık 130 milyar liraya ulaşmış durumda. İşsizlik ödeneği için 2018 yılında 1 milyon 635 bin 111 kişi başvuruda bulunmuş ve 841 bin 847 kişiye toplam 4.8 milyar lira ödeme yapılmış. Geriye kalan 125 milyar tl nin akıbeti hakkında açıklama yok.
İtibardan tasarruf olmaz diyerek devasa Ankara/Beştepe devasa bir saray yaptıran, Okluk koyunda yazlık, Ahlat’ta baharlık saray inşaatları devam eden onlarca uçağı, yüzlerce koruma aracı, binlerce koruması olan, sarayda verilen yemeklerde adı duyulmamış yemekleri ikram eden Cumhurbaşkanlığı’nın başlangıç ödeneği örtülü ödenek hariç 845.3 milyon lirayken yıl sonu ödeneği ise 1.7 milyar liraya çıkarılmış, yıl sonunda gerçekleşme ise 1.6 milyar lira olmuş.
Bir tarafta para varken işsizlerden sakınılan 125 milyar lira diğer tarafta ilave bütçe ile idare edilen ve tasarruftan nasibini almamış bir Cumhurbaşkanlığı…
EDEPSİZ KİM?
Cumhurbaşkanlığında Yüksek İstişare Kurulu kuruluyor ve atamalar yapılıyor. Öncelikli atananlar bu görevi kabul eden eski TBMM Başkanları sonraları asker ve sivil üst düzey bürokratlardan da atama yapılması bekleniyor. Ne görev yapacaklar, kaç kişi olacakları belli değil. Belli olanlar ise atananların açıklamasına göre “Meclis başkanları olarak devlet bize araç verdi. Mecliste bir büromuz var. Korumamız var. Emekli maaşımızı alıyoruz. Paraya pula ihtiyacımız yok.” İşte bu para pula ihtiyacı olmayanların maaşları 13 bin tl olarak açıklanıyor sonrasında ise ilk yaptıkları toplantı da maaşları 18 bin liraya çıkarılıyor.
Bu göreve atanmasını “İnsani ve İslami görevim” diyerek kabul ettiğini açıklayan Eski TBMM Başkanı namı maruf “Sulu Göz” Bülent Arınç katıldığı bir televizyon programında asıl işinin arabuluculuk olduğunu ve ekmek parasını buradan kazandığını söyleyerek maaşları ile ilgili sorulama yapan ve eleştirenleri “Ben ne alacağımı düşünmüyorum ki bi takım edepsizler bunun üzerine yorum yapıyor…” “…ne kadar edepsiz bir hareket” “…elimde imkân olsa bu hainlikleri yapanların hepsinden hesap sorarım” diyor.
Sözlük anlamı ile ‘edepsiz’ “Utanılacak işleri sıkılmadan yapan, utanmaz, sıkılmaz, terbiyesiz”
İşte zurnanın zırt dediği yer burası. Önce bu söz için sulu göz aynaya bakacak ve de şunu unutmayacak “vatandaş sorgular ve hesap sorar o aldığın maaş onun kazancından verdiği vergilerle ödeniyor.” Siyaseten biat a alışmış ve alıştırılmış olabilirsiniz, sorgulamaz ve araştırmazsınız bu sizin fıtratınız da olabilir ama bunu herkesten bekleyemezsiniz ve o kelimeyi kullanamazsınız. Lütfen aynaya bakın ve bir daha bakın ve de bu milletin yakasından artık düşün.

ERGENEKON DAVASI DEMOKLESİN KILICI
12 Haziran 2007 tarihinde İstanbul Ümraniye’de bir gecekonduya yapılan baskında 27 el bombası bulunduğu açıklandı, gözaltılar başlarken soruşturma genişledi ve 12 yıl sürecek Ergenekon davası başladı…
Gözaltılar asker, sivil, gazeteciler, bilim adamları, siyasetçiler kısaca toplumun her kesiminden insanlar la sürdü. Sonuçta bir ilk oldu ve eski Genelkurmay Başkanı da tutuklandı. 12 yılın sonunda 4ü hariç 235 sanık “silahlı örgüt kurmak, yönetmek, üyelik, yardım ve yataklık” suçlarından beraat etti.
Bu beraat kararından sonra beklentim beraat edenlerin bu davaya siyaseten müdahil olanlar hakkında suç duyurusunda bulunup haklarını aramaları idi.
Ancak davanın savcısının mahkemeye yazı yazarak “müddeti muhafaza talebinde” bulunması ve “Usul ve yasaya aykırı hususları içermesi nedeniyle, yukarıda zikredilen kararın bozulması için temyiz yoluna gidilecektir. Temyiz layihamızı hazırlama üzere, gerekçeli kararın Başsavcılığımıza tebliği kamu adına talep olunur” ifadelerini kullanması bu davanın daha çok su kaldıracağını gösteriyor. Kısaca savcı bu isteği ile siyasilere zaman kazandırırken sanıkların üzerinde Demokles in kılıcı sallanmaya devam ediyor.
DÜN DÜNDÜR BUGÜN BU GÜN
MHP Lideri iktidarın etkin ve yetkin destekçisi Devlet Bahçeli, Gezi davasının başlaması ile yaylım ateşine başladı ve sahibinin sesi olarak görevini yapıyor
Aynı Devlet Bahçeli, 7 Haziran 2013 günü yani tam 6 yıl bir ay önce Gezi protestoları konusunda şöyle konuşuyordu:
“Çevre hassasiyetinin tetiklediği, yeşili ve doğayı koruma kararlılığının uyandırdığı kişisel özgürlük arayışları, kimlik ve kişilik izharları elbette değerli, elbette muteber bir insani tutumdur. Hükümetin baskı, eziyet ve zorbalıklarına; her şeyi belirleme ve tayin etme saplantılarına; kimseyi dinlemeyen, anlamayan ve aldırmayan antidemokratik sapmalarına Taksim Gezi Parkı’ndan iyi bir cevap verilmiştir. Demokratik haklarını masumane vasıtalarla savunmak amacıyla meydanların dolduranlar, düşüncelerini bu yollar duyuranlar, hepsinden önemlisi de otoriter mizaç ve simalara karşı duranlar gerekli mesajları vermişlerdir. Taksim Gezi Parkı eksenli hadiselerin bundan sonra sürmesi halinde; Türkiye için öngörülmesi, üstesinden gelinmesi ve telafisi çok zor olay ve provokasyonlara zemin ve saha açacağı tartışma götürmez bir gerçekliktir.”
KIRMIZI ERİKLERİ KİM YİYECEK
Rusya/Novorossiysk Limanı’nda Türkiye menşeli 23,4 ton kırmızı eriğe Akdeniz meyve sineği larvaları içerdikleri gerekçesiyle el konulmuş geri gönderilmiş. Şimdi, merak ediyorum domates ve kirazlardan sonra kırmızı erikleri kimler yiyecek…

Leave a comment »

DİP NOT – 25

DİP NOT – 25
MERAK EDİYORUM
Beştepeli, CHP lideri Kılıçdaroğlu hakkında konuşuyor; “…Yalansa bunda, iftiraysa bunda, gece başka yatıyor, sabah başka kalkıyor.” Devam ediyor; “…Siyaset yalan söyleme sanatı değildir. Siyaset insanları dürüstçe, adil yönetme sanatıdır.” Acaba bu sözleri söyledikten sonra aynada kendi haline bakıyor mu, bu sözleri söyledikten sonra verdiği demeçlere, açıklamalara, sözlere bakıp vicdanı sızlıyor mu? Hele adil yönetme sanatı hakkında son söz söyleyecek olanın kendisi olduğunu düşünüyor mu merak ediyorum…
Ve de belediye başkan adaylarını açıkladığı toplantı da “’Mehmet, Mehmet, Mehmet… Ulan beni de Kılıçdaroğlu gibi konuşturdunuz’ diyerek ortalığı güldüren ancak bir Cumhurbaşkanının “Ulan” diye hitap etmesinin gülünecek neresi olduğunu merak ediyorum. Kısaca “güleriz ağlanacak halimize”
KIZA TALİP VAR
İzmir BB Başkanlığı için adı geçtiğinde “Mahallenin en güzel kızını kim istemez” diyen Eski Denizli BB Başkanı, Eski Ekonomi Bakanı ve Denizli Milletvekili Nihat Zeybekçi akp den aday olarak açıklandı. Önce şunu söyleyeyim ki bu adaya bu kız yüz vermez, hatta aday olduğuna pişman eder. Bu adayla akp şansını zora sokmak bir tarafa saf dışı etmiştir. Hatta Zeybekçi’yi aday göstermek İzmir’e hakarettir, İzmir’i hafife almaktır. Konak’ta hadi bizi Kemeraltı’na götür desen yolu bulacağından şüpheli biri nasıl aday gösterilir çözebilmiş değilim. CHP nin adayı belli değil ama bu kadar isabetsiz bir seçim yapacaklarını tahmin etmiyorum. Artık CHP li küskün seçmenlere düşen kendi adayları kim olursa olsun akp nin bu adayına inat birleşip gerekli desteği vermeli ve kızın namusunu kurtarmalıdır.
KREDİ KARTLARI ÜZERİNE…
2018 Şubat ayı verilerine göre 20 milyon “haneli “Türkiye’de 62 milyon 900 bin kredi kartı var! Yani her evde ortalama 3 kart var. AKP’nin iktidar olduğu 2002’de kredi kartı sayısı 15 milyon 705 bindi…
Bugün 32 milyon 39 bin kredi kartı borçlusu var ülkemizde. Mahkemelik olanlar ise 8 milyon civarında;
– Bireysel kredi borcu yüzünden ihtilaflı, 2 milyon 124 bin…
– Bireysel kredi kartı yüzünden ihtilaflı, 2 milyon 335 bin…
– Bireysel Kredi veya Bireysel Kredi Kartı yüzünden ihtilaflı, 3 milyon 248 bin kişi var ülkemizde!
Vatandaşın bankalara olan kredi kartı vs. borcu 2002’de 6 milyar 605 milyon lira iken, 2018 başında 541 milyar 7 milyon liraya yükseldi. Kişi başı ortalama borcumuz 18 bin lirayı geçti… Bu tablonun ekonomideki getiri ve götürüsünü ekonomistler değerlendirir de acaba diyorum. Kredi kartları kullanımı 2 ay durdurulsa ve ödemeler peşin para ile olacak denilse halimiz nice olur?
ŞER İTTİFAKI
İyi Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, “Hangi kamu kurum ve kuruluşlarının adlarından ve hangi kamu iktisadi teşebbüslerin adlarından Türkiye Cumhuriyeti ibaresinin kaldırıldığı, bu ibarenin ne amaçla kaldırıldığı ve talimatlarının kimler tarafından verildiğinin tespit edilmesi, “T.C.” ibaresinin tabelalara yeniden getirilmesi” hakkında TBMM ne araştırma önergesi verdi.
Normal olanı yapmış ve HDP hariç kabul edilmiştir diye düşünmüşsünüzdür. Hiç te öyle olmadı CHP ve İyi Parti evet derken Millici geçinen akp hayır dedi. Milliyetçi geçinen MHP ve bölücü HDP ise çekimser kaldı. Hadi HDP yi anlarım da akp ile MHP nasıl olurda çözüm sürecinden kalma bu uygulamayı ret ederler hem de HDP ile tam anlamıyla “Şer İttifakı”
KAYMAĞI YİYENLER
“Çankaya, Kadıköy, Şişli ve Beşiktaş’taki seçmen profili Türkiye pastasının kaymağını yiyen kesim” diyen Beştepeli İzmir Karşıyaka’yı unutmuş. Ha unuttuğu yandaşlar var, medyası ile iş adamı ile müteahhidi ile akrabayı şürekâsı ile. Tabii bir de bu fakir diye konuşmaya başlayıp bürüt 70 bin lira maaş aldığını yani sadece kaymak değil tereyağlı ekmek kadayıfı yediğini unutan var.
ERGENEKON DAVASI…
588 kişi tutuklanmış, 7 sanık ifade veremeden hayatını kaybetmiş, 7 sanık kanser hastalığına yakalanmış, bin 360 kişi ifade vermiş, 3 bin kişi hakkında takip yapılmış, 60 bin telefon dinlenmiş, 100 binden fazla telefon izlenmiş, 44 gizli tanık davada konuşmuş ve 17 bin sayfayı aşan 19 iddianame hazırlanan Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden görülmeye başlanan 235 sanıklı Ergenekon davasında Savcı mütalaasını açıklamış. Mütalaada;
“…Geçmişteki bazı kirli ve yanlış̧ işler komplonun ‘altına monte’ edilmiştir. Bütün bunların aldatmaya dayalı bir psikolojik operasyondur. Gerçekte bu soruşturmalar gereği gibi incelenmemiş̧, delil toplanmamış̧, tersine karartma yapılmış̧, yıllar sonra örgüt tarafından işe gelecek şekilde kurgulamalar yapılmış̧, herkesi tatmin eden doğru sonuçlara ulaşılarak bir neticeye kavuşturulmamıştır. “
“…Ergenekon Davası aynı zamanda cemaat için geçmişteki pis islerini içine attığı ve kendisi üzerindeki bütün kuşkuları yok etmek için kullandığı bir nevi çöp tenekesidir. “
“…Cemaat, kendi ajanlarına terör eylemleri yaptırarak ve onları bazı devlet kadroları ile irtibatlandırarak önce ‘suçu imal’ etmiş̧ ve daha sonra yargı içerisindeki unsurları kullanarak mahkûm etmiştir. En sonunda da medyayı kullanarak da linç̧ etmiştir. Ergenekon Davasının özü̈ budur.” Açıklamalarını sonucu ise şöyle bağlanıyor.
“Ergenekon Silahlı Terör Örgütü “nün varlığının kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı belirtilerek, “Bu nedenle varlığı kanıtlanamayan örgütün liderliği, üyeliği ve örgüt adına suç işlenmesinin de söz konusu edilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu haliyle iş bu dava kapsamında kovuşturmaya konu edilen, Ergenekon adlı bir terör örgütünün varlığı ispat edilememiştir.” denildi.
Anlaşılan o ki dava düşecek ve davayı bu hale getiren Fetö üyelerinden tespit edilenler yargılanmaya devam edecek. Peki, davanın savcısı olduğunu açıklayanlar, şu anda kaçak olan savcıya zırhlı araç tahsis edenler, Türkiye bağırsaklarını temizliyor diyenler, Fetö ye methiye düzen şimdi elini kolunu sallayarak dolaşan siyasetçiler ne olacak? Yukarıda açıklanan ölenler, intihar edenler, kanser olanlar, yıllarca boş yere hapis yatanlar, itibar kaybına uğrayanlar bunları hakkı ne olacak? Onların kul hakkını yiyenlerin hiç mi vicdanı sızlamayacak? Aldatıldık diyerek bu dünyada kurtulurlar mı bilemiyorum ama onların inancı varsa bunun hesabını öteki dünyada vereceklerdir. 02.12.2018

Leave a comment »

DİP NOT-10

DİP NOT-10
BAHÇELİDEN İNCİLER
Bahçeli dün; 2015 yılında partisinin gurup toplantısında yaptığı konuşmalarda Erdoğan’a verip veriştiriyor
“…Savaşların yiyemediği bu aziz milleti Saray’a tünemiş bir bedbaht yiyip tüketmektedir. Türk milleti iflah olmaz bir despotla, yasa ve anayasa tanımaz bir şahsiyetle yüz yüze kalmıştır. İstenen sistem diktatörlüktür. Türkiye’yi korku parantezine aldın, vatandaşımızı korkuttun. Ama senin de korkacağın, titreyeceğin günler yakındır…”
“…Erdoğan kendisini Türkiye’nin üstünde görmektedir. Cumhurbaşkanlığına demokrasi sayesinde gelmiştir. Fakat demokrasiye en büyük nankörlüğü yapmıştır. Cumhurbaşkanı sıfatıyla meydanlara inmiş, günlük politikaya girmiş, AKP’ye oy istemiştir. 11 Cumhurbaşkanı’nın hiçbiri bu kadar pervasız, kontrolsüz, devlet adabını hiçe sayan, üstlendiği yetkiyi kötüye kullanan bir seviyeye düşmemiştir. Erdoğan’ın Kırşehir’de AKP’nin hesabına oy istemesi eşine benzerine az rastlanacak siyasi bir kırılmadır. Diktatörlüğe kaymak için taşıdığı makamın imkanlarını edep ve hayaya sığmayacak ölçüde ucuzlatmıştır. Erdoğan devletin başı mıdır, yoksa AKP’nin fiili eşbaşkanı mıdır? Kuzey Kore’ye bakınız görünüş haricinde Erdoğan’ın tıpkısının aynısını göreceksiniz. Körfez ülkelerine, Sudan’a ve bazı Afrika ülkelerine bakınız, Erdoğan benzerlerini mutlaka bulacaksınız…”
Bugün; 24 Haziran seçimlerinde Cumhur İttifakı ile Erdoğan’ın baş destekçisi…
ÖNCE VE SONRA
“Dün, dündür. Bugün, bugündür” sözü Demirel’in siyaset hayatına armağan ettiği yalanlara kılıf olarak uydurulacak veciz bir sözdür…
Aşağıdakiler ise Sözcü Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil’in yazısından alıntı ile derlenmiş öncesi ve sonrası ile söylenmiş sözler ve bu sözleri söyleyen 15 yıllık akp iktidarının lideri, bu gün Cb ve yarın içinde aday…
Önce terör örgütüyle masaya oturduğumuzu söyleyenler şerefsizdir,
Sonra tabii görüşüyoruz görüşme talimatını veren benim.
Önce biz Amerika’nın düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanıyız, .
Sonra Amerika’nın projesi diyenler bunu ispat etmezlerse alçaktırlar namussuzdurlar.
Önce kardeşim Esad,
Sonra katil Eset.
Önce ben şahsen bedelli askerliğe izin vermem referandum yaparım,
Sonra 30 bin lirayı veren askerliğini yapmış sayılacak.
Önce anadilde eğitimin önünü açarsanız ülke bölünür,
Sonra farklı dilde eğitimin önünü açıyoruz.
Önce ben Gürcüyüm ailemiz Gürcü ailesidir,
Sonra benim için Gürcü diyenler bile oldu.
Önce bana milliyetçi diyenler varsa evet milliyetçiyim,
Sonra her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldık.
Önce üçüncü köprü cinayettir İstanbul için ölümcül sonuçlar doğurur,
Sonra Cumhuriyet mitinglerinde Cumhuriyetçiyiz diye yürüyenler var ya üçüncü köprüye işte hep onlar karşı çıktı.
Önce muhterem hoca efendi,
Sonra terörist sülük.
Önce Ergenekon’un savcısıyım,
Sonra şahsım aldatıldı.
Önce Kürt sorunu vardır benim de sorunumdur,
Sonra ne Kürt sorunu yauv bu ülkede Kürt sorunu yoktur.
Önce analar ağlamasın,
Sonra ne mutlu şehit ailelerine.
Önce Süleyman Şah türbesi Türkiye’nin dışardaki tek vatan toprağıdır başına herhangi bir şey gelmesi durumunda atacağımız adım bellidir hassasiyetimiz bellidir dalgalanan bayrağı korumak için tereddüt etmeyiz türbenin kuşatıldığı iddialarının hepsi uydurmadır,
Sonra sevk ve idaresini bizzat takip ettiğim nakl-i kubur operasyonunu her türlü takdirin fevkinde gerçekleştiren hükümetimizi tebrik ediyorum.
Önce Türkçeyle felsefe yapılamaz diyorlar ırkçılıktır,
Sonra Türkçeyle felsefe yapamazsınız.
Önce hamdolsun başardık AB’ye gidiyoruz hedef tam üyelikti alındı bizim hükümetimize nasip oldu,
Sonra eyyy AB sen kimsin.
Önce Başkanlık sisteminin ortaya çıkışı özentinin sonucudur Amerikan emperyalizminin tavsiyesidir,
Sonra başkanlık sistemi bizim için yeni değildir gelenekseldir bizim genlerimizde başkanlık sistemi. var,
Önce Devlet Bahçeli hakkında mehape’yi küçülten zat, uçma özürlü, ırkçı, alçak, adi, namert, ağzından salyalar akıyor, ikiyüzlü,
Sonra sayın Bahçeli’ye devlet adamlığı nedeniyle şahsım adına teşekkür ediyorum.
Önce Van münüts çocukları nasıl öldürdüğünüzü biliyoruz siz insan öldürmeyi iyi bilirsiniz, .
Sonra Gazze’ye giderken bana mı sordunuz İsrail’e ihtiyacımız var.
Önce bu ülke demokratik parlamenter sisteme inanmış bir ülkedir hiçbir zaman demokratik parlamenter sistemden uzaklaşmayacağız,
Sonra artık parlamenter demokrasi yok.
Önce Lozan antlaşması devletimizin tapusudur inanç cesaret ve fedakârlık zaferidir,
Sonra birileri bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştılar zafer mi bu.
Önce İstanbul’u ihya ettik ihya etmeye devam edeceğiz,
Sonra biz bu şehre ihanet ettik hâlâ da ihanet ediyoruz ucube inşaatlar yaptık çok yanlışlar yaptık ben de bundan sorumluyum.
Önce içki içen alkoliktir,
Sonra içki içenler bize oy veriyorsa alkolikler arasına girmemiş oluyor.
Önce İşsizliği bitirdik,
Sonra işsizlik şu anda yüzde 11’in üzerinde bu ülke bu hale düşmeli miydi.
Önce büyümede dünya rekoru kırdık,
Sonra bize lazım olan üretimdir bu halde kalkınabilir miyiz.
ELE GÜNE REZİL OLUYORUZ
Cb.Erdoğan, Londra’da, yatırım fonu yöneticilerine dolar ve enflasyonla mücadelede yüksek faizin düşmanı olduğunu belirtip kendine has Türkiye de uygulatamadığı düşük faiz politikasını anlatıyor. Kendisini dinleyen fon yöneticileri, bir yandan artan enflasyonu aşağı çekmeyi, TL’deki değer kaybının önüne geçmeyi ve bir yandan da faizleri düşürmeyi nasıl başarmayı planladığı konusunda şaşkınlık içinde kaldıklarını belirtiyorlar. Fon yöneticilerinin açıklamalarından birkaç cümle;
Herkes ile savaşıyor… Muhalefetle savaşıyor. Gülen ile savaşıyor. Radikallerle, başarısız darbe girişimiyle savaşıyor. Şimdi de piyasalarla savaşıyor ve bu tehlikeli olur.”
“Piyasanın bir avuç spekülatörden oluştuğunu düşünüyor ve hedef kitlesi de onlar değil. Hedef kitlesi Türkiye’deki sıradan insanlar ve onların da düşük faizlere ihtiyacı var. Peki, Erdoğan o zaman neden Londra’ya gelip de, kurumsal yatırımcılara tam da duymak istemedikleri bu mesajı neden veriyor?”
Fon yöneticileri açıklamaları ile adeta alay ederlerken Türkiye’de dolar bu görüşmeden sonra 4.40 seviyelerine çıkıyor, piyasalar Cb konuştukça tepkisini dolar artışı ile gösteriyor. Türkiye Cumhurbaşkanı böyle ince alayları hak edecek bir makam mı? Dünyada hangi Cumhurbaşkanı ekonomi ile bu kadar haşır neşir, Türkiye’nin ekonomiden sorumlu devlet bakanları yok mu? İngiltere’de fon yöneticileriyle konuşmak ekonomik tecrübesi askerliğinde kantin muhasipliği yapan Cb na mı kaldı. Yazık ki ne yazık, ele güne rezil oluyoruz…
KARPUZCU ARKADAN GELİYOR
Cb Londra’daki toplantıda yeniden Cb seçilirse ekonomik kararları kendisinin alacağı, ekonomiyi kendisinin yöneteceği, Merkez Bankasını bir kenara koyacağı anlamında açıklamalar yapmış. Kısaca Karpuzcu arkadan geliyor…
UYANIK PTT
5 bin personel alımı için 110 bin 700 kişinin başvuruda bulunduğu PTT kişi başı aldığı 60 TL müracaat ücretinden topladığı 6 milyon 642 bin TL ile alacağı personelin yarı ücretini çıkarmış oldu… Bedava parayı bulan uyanık PTT başvuruları iki gün daha uzatmış…
GS ŞAMPİYON
Süper Lig 34. haftasında deplasmanda Göztepe karşısında 1-0 galip gelerek 2017/18 sezonunu 75 puanla FB önünde üç puan farkla GS 21 nci şampiyonluğunu kazansa da, benim taraftarlığım Fatih Terim bu takımdan gidinceye kadar askıdadır. Bu arada Gomis hakkında yanıldığımı da kabul etmeliyim. 15 gol atarsa iyi demiştim utandırdı 29 golle gol kralı oldu…
CB NA HAKARET DAVALARI DURDURULMALI
Cumhur İttifakının iki liderinin birbiri hakkında söylediği hakaret sözcüklerinin videoları ortalıkta dolaşırken bu sözleri söyleyenler ittifak kurup el ele, diz dize seçim kampanyası yürütüyorlar ve birbirlerinden davacı olmadılarsa diğer kişilere açılan Cb na hakaret davaları durdurulmalı, hatta Cb bu davalardan vaz geçmelidir. Aynı 15 Temmuz sonrası yaptığı gibi…
GÜLMEZ BÜLENT
FB kupada şampiyonluğu Akhisarspor’a kaybedince süper ligden de ümidini kesmiş basketbolda Avrupa şampiyonluğunu hedeflemişti. O da olmadı Real Madrid’e kaybettiler. Geriye de bir şey kalmayınca bizim Bülent Gülmez oldu Gülmez Bülent. Neyse sezon boyunca yaktığı kınalar yanına kar kaldı… 20.05.2018

Leave a comment »

ZEKİ(CE) YORUMLAR – 24

ZEKİ(CE) YORUMLAR – 24
ALKIŞ
Sonda yazacağımı, baştan yazayım alkış hem de bir değil, on değil, yüz değil, bin değil, milyon kere alkış. Kime, kimlere mi? Bir avuç kadına, gönüllü, eğitim sevdalısı, arkadaşları, hemcinsleri tatilde, yazlıklarında serin sularda keyif çatarken, güneşin, kumun, denizin tadını çıkarırken onlar haftanın üç günü Karşıyaka Cumhuriyet Mahallesinde Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin Eğitim Evinde 50den fazla ilköğretim öğrencisine bir ay süre ile ders veren o kadınlara.
Benay hanımın birim sorumlusu olduğu Cumhuriyet Mahallesi biriminde Semin, Hatice, Konçuy, Niran, Nermin, Saadet, Ülfet, Dilek, Süreyya, Nefise hanımlar el becerileri, yaratıcı okuma, İngilizce, eğitsel destek, dikkat eksikliği, halk oyunları, satranç ve resim dersleri verirken beslenme sorumluları ise Meral, Engin ve Ayşe hanımlardı.
Öğrendim ki bu çalışma aynı zaman diliminde Bayraklıda da yapılmış, yılda kışın 13, yazın 4 birimde bu etkinlikler yapılıyormuş. Bu yıl Ağustos ayında Soma’da yaz okulu etkinliği planlanmış. Bölgede kalacak ve bu etkinliğe eğitici olarak katılacak eğitmenlere ihtiyaçları varmış. Maddi ve manevi olarak katkılarımızı bekleyen bu gönüllüleri ve tabiî ki ÇYDD derneğini desteklemek boynumuzun borcudur. Haydi, hep destek, tam destek, az veren candan, çok veren maldan…
YOLA KEFENLE ÇIKANLAR VE ÇIKMAYANLAR
Tarih 9 Mart 2014 yer Urfa/Suruç. Cb T konuşma yapacağı alana giderken otobüsüne yumurta atılıyor, T meydanda kükrüyor. “Zannediyorlar ki yumurta atarsak sinerler, biz bu yola kefenimizi giyerek çıktık…”
Tarih 16 Haziran 2015 Urfa Valisi “Akçakale’de İŞİD teröristlerinin bulunduğu…” sorusunu soran gazeteciyi ve yanında ki diğer gazetecileri gözaltına aldırıyor.
Tarih 20 Temmuz 2015 yer Urfa/Suruç o teröristlerden biri Suriye/Kobani’ye sosyal yardım amaçlı geçiş yapmak üzere toplanmış Sosyalist Gençlik Derneği üyesi üyelerinin toplantısında canlı bomba oluyor 32 ölü.
Onlar yola kefenleri ile çıkmamışlardı ama memleketlerine kefenleri ile gönderiliyorlar…
ORTAK AKIL
Tarih 9 Ekim 2014. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Ankara’da düzenlediği basın toplantısında, hükümete yaptığı teklifte diyor ki:
“Adalet ve Kalkınma Partisi, cumhuriyet tarihimizde ilk defa, ülkemizin yeterli askeri gücü yokmuş gibi, çıkardığı tezkereyle topraklarımızda asker konuşlandırma, yabancı asker konuşlandırma kararı vermiş bulunmaktadır. Bunu asla doğru bulmuyoruz. CHP tezkereye, hükümetin IŞİD’le mücadele yerine hedef kaydırması, savaşa sürüklemeye taşıması nedeniyle karşı çıkmıştır. Bugün ise hükümeti aklıselime davet etmek istiyoruz. Gelin, askerimizin kara harekâtını Kobanê’nin kurtarılması ve IŞİD’ten temizlenmesi amacıyla sınırlandıralım. Tezkereyi hemen çıkaralım, böylece halkımızın akrabalarını IŞİD’in öldürmesine izin vermeyelim…”
Bb D nin cevabı gecikmiyor, “Kılıçdaroğlu da bilsin ki, onun aklına ihtiyacımız yok, sadece sussun. Kendi ülkesini uluslararası topluma şikâyet etmesin. Provokatörlerin eline argüman vermesin. Onun fikrine de aklına da ihtiyacımız yok. Türkiye gerekeni yapacak kudrettedir ve başlamıştır bu çalışmalar…”
Aradan sadece 9 ay geçiyor İŞİD Urfa/Suruç’ta 32 kişiyi katledince Bb D açıklama yapıyor “…teröre karşı birlik olalım, TBMM den teröre karşı ortak bildirge yayınlayalım…” belliki aklı olayları çözmeye yetmiyor, dün aklına ihtiyacım yok dediği CHP liderinden ve diğerlerinden yardım istiyor. Tek desteği aklına ihtiyacı olmadığını söylediği CHP liderinden görüyor. Terör konusunda çözüm süreci ortağı Hdp ve çözüm süreci karşıtı MHP ret ediyor. Bb D nin aklına TBMM toplamak ve bilgi vermek gelmiyor. O çözümü halen halka vereceği hamasine demeçlerde ve olayları nasıl oya devşireceğinin hesabında görüyor.
YUH
Suruç’taki katliamdan sonra ‘…orada ölenlerin veya yaralıların içinde Hdp yöneticileri niye yoktu, onlar neden eylemcilerle beraber değildi…’ diyerek eylemin İŞİD tarafından yapılmış olamayacağını ve Hdp’nin planladığını ima eden Bb Yardımcısı Bülent Arınç’a, gençlerin eylemini bir tahrik olarak gören asıl failler İŞİD ve onun destekçileri medyayı, iktidarı, yerel yönetimleri, valileri, kaymakamları, dernekleri, emniyeti görmeyen Aydınlık gazetesi ve yazarı Mustafa Mutlu’ya yuh…
DÜNDEN BUGÜNE
Dün sözde çözüm sürecinde PKK yı Kandil’de, liderlerini İmralı’da cezaevinde, siyasi uzantısı Hdp yi mecliste, yandaşlarını Kuzey Irak’ta çözüm ortağı tutanlar,
Dün Suriye’de Esad rejimine muhalif tüm güçleri destekleyen, İŞİD ve diğer dinci terör örgütlerine silah, mühimmat ve lojistik destek sağlayan, yaralılarını Türkiye’de tedavi eden, yurt içi ve yurt dışından militan desteği sağlanmasını görmezden gelen, birkaç gün öncesinde toplu namaz kılıp Türkiye’yi tehdit edenlere hiçbir işlem yapmayanlar,
Bugün Suruç’taki 32 ölü yüzlerce yaralının olduğu İŞİD eylemi sonrasında ülkenin çeşitli yerlerinde çıkan olaylarda, kurulan pusularda 2 Astsubay, 4 Polis, 2 Uzman Erbaş şehit, onlarca yaralı,
Bugün kesilen yollar, yakılan araçlar, polis karakollarına saldırılar, İstanbul’da elinde otomatik silahlarla gösteri yapanlar, şehirlerde yapılan eylemler, yüzlerce gözaltı, ülke kargaşa ortamında, askerde ve poliste izinler kaldırılmış,
Bugün el bebek, gül bebek dokunulmayıp, beslenen PKK, DHKP – C, İŞİD ve diğer dinci örgüt militanlarına yapılan operasyonlar, son üç günde gözaltına alınan 851 kişi, uçaklar ve toplarla bombalanan PKK ve İŞİD mevzileri, öldürülen teröristler,
Bugün Irak ve Suriye topraklarında yapılan harekâtı ileride olası erken seçimde oya tahvil etmeye yönelik mesajlar,
Bugün verilen demeçler ‘Türkiye Ortadoğu’daki savaşın parçası olmayacaktır, Suriye’deki çatışmaları Türkiye’ye taşıyamayacaksınız…’.
Geçmiş olsun savaş artık Türkiye’ye taşınmıştır, dün rüzgâr ekenler, fırtına biçmişler, bugün esen kasırganın altında oradan oraya savrulmakta ve tutarsız politikaları ile batağa iyice gömülmektedirler. Bunların dün de bu günde tek sorumlusu vardır. 13 yıldır tek başına iktidarda olan Akp iktidarı ve onun lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır. Hesabı er geç sorulacaktır sorulma yeri de önce yüce divan sonra ilahi adalettir.
OLURMU DERSİNİZ?
CHP Ankara İl Gençlik Kolları 32 kişinin katledildiği Suruç’a gidip katliamın yapıldığı Amara Kültür Merkezi önünde SGDF’nin yarım kalan basın açıklamasını tamamlayacak sonrasında da geçişlerine müsaade edilirse Kobani’ye geçip çocuklara oyuncak ve kitap götüreceklermiş. Eğer geçebilirlerse hem de pasaportsuz kaymakamlık izni ile geçerler ve o oyuncakları, kitapları çocuklara teslim ederlerse bu eylem bazılarına kapak olur diye düşünüyorum. Ama diyorum olur mu, gidebilirler mi? Fazla ümitli değilim son anda terör eylemleri bahane edilerek müsaade edilmez ve bu eylem düşüncede kalır diye değerlendiriyorum.
SUÇ DUYURUSU
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, kapatılan 17 Aralık soruşturmasının şüphelileri Rıza Sarraf ve 3 eski bakan Egemen Bağış, Zafer Çağlayan, Muammer Güler ile dönemim Başbakanı Tayyip hakkında “irtikap, suç işleme maksadıyla örgüt kurma, üye olma, örgüt adına suç işleme, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme ve kaçakçılık ve rüşvet suçları ile suç duyurusunda bulunarak soruşturma açılmasını” talep etmiş. Seçim sürecinde böyle bir teklifi CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’a yapmış ve tüm CHP milletvekillerinin bulundukları seçim bölgesindeki savcılıklara suç duyurusunda bulunmalarını sonrasında da bu suç duyurusunun parti üyelerince de yapılabileceğini belirtmiştim. O zaman Mustafa bey partisinin seçim sürecinde Cb T yi muhatap almayacağını belirterek bu teklifime sıcak bakmamıştı. Şimdi tam zamanı diyorum Tanal’ın bu suç duyurusu çığ gibi yayılmalı. Hatta dünyada hakkında en çok suç duyurusu yapılmış devlet adamı kategorisi ile Cb T Guinnes’e girmeli. Neden olmasın…
İÇLER ACISI MİLLİ EĞİTİM
Üniversite Yerleştirme sonuçları açıklanınca şöyle bir inceledim ki durum bir facia hele o iktidarın yere göğe sığdıramadığı tüm okulları dönüştürmek istediği İmam Hatip Okulları resmen dökülmüş. Bakın rakamlarla sonuçlar nasıl.
Bu yıl liseden mezun olup ÖSYS’’ye başvuran öğrenci sayısı; 891bin90,
Bu adaylardan bir programa yerleşenlerin sayısı 475bin879 oran; %53.40.
Bu yıl sınava girenlerin toplam sayısı 2milyon 20bin 790,
Bu adaylardan tercih yapan sayısı 1milyon239bin800 oran%61.35,
Bu tercih yapanlardan kaydı yapılanların sayısı 983090 oran%79.29,
Bu yıl sınava girenlerin tamamına göre kaydı yapılanların oranı %48.64.
Bu yıl Anadolu Lisesinden mezun olan öğrenci sayısı 294bin672,
Bu (AL) mezunlarından kaydı yapılanların sayısı 172bin 591 oran%58.70.
Bu yıl Sosyal Bilimler Lisesinden mezun öğrenci sayısı 2bin076,
Bu (SBL) mezunlarından kaydı yapılanların sayısı 1548 oran %74.56.
Bu yıl Fen Liselerinden mezun olanların sayısı 16bin 241,
Bu (FL) mezunlarından kaydı yapılanların sayısı 9bin602 oran%59.12.
Bu yıl Özel Fen Liselerinden mezun öğrenci sayısı 5bin471,
Bu (ÖFL) mezunlarından kaydı yapılanların sayısı 3bin457 oran%63.18.
Bu yıl yabancı dil eğitimi veren Özel Liselerden(1+4) mezun öğrenci sayısı 47bin 978,
Bu (YDÖL) mezunlarından kaydı yapılan öğrenci sayısı 28bin675 oran %59.76.
Bu yıl yabancı dil eğitimi veren Özel Liselerden (4) mezun öğrenci sayısı 8bin228,
Bu (YDÖL) mezunlarından kaydı yapılan öğrenci sayısı 2bin286 oran % 27.78.
Bu yıl İmam Hatip Liselerinden mezun olan öğrenci sayısı 149bin727,
Bu (İMHL) mezunlarından kaydı yapılan öğrenci sayısı 25bin511 oran %17.03. 26.07.2015

Leave a comment »